Romanları kötü bir kadının ihtiras ve entrikalarına kapılan bir gencin felaketini anlatan töre romanı İntibah (1876); islam birliği ülküsüyle yazılan tarihsel romanı Cezmi (1880). Eleştirileri: Tahribi Harabat (1874); Takip (1875) Renan Müdafaanamesi. Gönderen mehmet40 zaman: 00:10. Etiketler: NAMIK KEMAL , ROMAN ÖZETİ. NamıkKemal’in şiirlerini kronolojik olarak iki grupta toplayabiliriz: 1) Şinasi’den evvel (taklit ve gençlik devresi), 2) Şinasi’den sonra (olgunluk devresi). Namık Kemal şiire çok erken başlar ve Sofya’da iken şiirler yazar. İlk olarak klasik şiirle temas eder. Taklit veya gençlik devresi diyebileceğimiz bu yıllar Namık Kemal vatan şairlerimizin en büyüğüdür. Tekirdağ’ da doğdu. Annesi ve babasının yanında özel eğitim gördü. 16 yaşında evlendi Fransızcayı ögrendi. Tasvir-ı Efkar, Hürriyet ve İbret gazetelerinde yazdı. Sürgün edildi. Sonra tekrar İstanbul’a döndü. 2. Abdulhamid’in hışmına uğrayarak Midilli adasına Ekim 25, 2019. "İntibah", Türk edebiyatının ilk edebî romanı. Dolayısıyla her ilkte olduğu gibi İntibah'ta da kusurlar var. Namık Kemal, kendi yarattığı karakterler arasında taraf tutmaktan geri durmuyor. Bu taraf tutma durumu roman ilerledikçe çekilmez bir hal alıyor. İntibah Özet Pdf. Tanzimat I. Dönem sanatçılarından Namık Kemal’in İntibah ( Sergüzeşt i Ali Bey ) adlı eserinin özeti. Eser edebiyatımızdaki ilk edebi roman özelliği taşır . Yanlış Batılılaşma, eserin ana temasıdır. Tanzimat romanında baba sembolik olarak kullanılmış ve birçok romanda babaya yer verilmemiştir. "Namık Kemal'in hatırasını yaşatmaya çalışıyoruz" Namık Kemal Derneği Başkanı ve Namık Kemal Evi Sorumlusu Sezai Kurt ise Türkiye'de yaklaşık 10 yazar ve şaire ait ev olduğunu söyledi. Namık Kemal Evi'nin bunlardan biri olduğunu belirten Kurt, "Burası Namık Kemal'in hatırasına düzenlediğimiz bir müze aslında." dedi. tVee56G. kitap özetleri, tanzimat romanlarının özetleri, intibah romanı özeti, intibah özeti, namık kemalin intibah romanı, intibah roman özet, intibah ne demek, intibah namık kemal, tanzimat devri türk romanı özetleri, 11. sınıf edebiyat, roman özetleriintibah roman özetiAli Bey, yirmi yirmi bir yaşlarında bir gençtir. Ailesinin koruması altında büyür. Babası ölünce bunalıma girer ve kendini Çamlıca gibi gezinti yerlerine vurur. Çamlıca’da gördüğü güzel bir kadın olan Mehpeyker’e âşık olur. Ali Bey, Mehpeyker uğruna eve geç gelmeye, bazı geceler hiç gelmemeye, işe gitmemeye ve içmeye başlar. Bir mirasyedi gibi bütün servetini harcar ve annesini üzer. Annesi Ali Bey’i eve bağlamak için, eve Dilâşup adında bir cariye alır. Ancak Ali Bey’in gözü Mehpeyker’den başkasını görmez. Mehpeyker, birçok erkekle birlikte olan bir kadındır. Bunu öğrenen Ali Bey, ondan ayrılır ve Dilâşup ile evlenir. Terk edilmenin intikamını almak isteyen Mehpeyker, Bir oyun çevirip Dilâşup ile Ali Bey’i ayırır. Ali Bey, Dilâşup’u satar. Ali Bey’in annesi kahrından ölür. Mehpeyker Dilâşup’u zengin âşığı aracılığıyla satın alır ve onu kötü yola düşürmek için uğraşır. Hırsını alamayan Mehpeyker, Ali Bey’i öldürmek ister. Bunu öğrenen Dilâşup, Ali Bey’i korur ve onun yerine kendisi öldürülür. Durumu öğrenen Ali Bey de Mehpeyker’i öldürerek hapse girer ve bir süre sonra o da ölür. Namık Kemal - İntibah Özet Ali Bey 20 yaşına kadar babası ve annesi tarafından iyi yetiştirilmiş, iyi bir eğitim almış, birkaç dil bilen, doğru dürüst bir insandır. 20 yaşında babasını kaybedince bir boşluğa düşer ve eski alışkanlıklarından zevk almamaya başlar. Kitap okumaktan ve yazı yazmaktan sıkılmaya başlar. Bu melankolik havasını değiştirmek isteyen annesi Fatma Hanım bahar mevsimi ile beraber onu dışarı çıkarıp Çamlıca’ya götürmeye başlar. Ali Bey bir süre sonra Çamlıca’ya gitmeden yapamamaya başlar. Ancak resmi tatil günleri olan cuma ve pazar günü oranın kalabalığını sevmediği için oraya gitmez. Çamlıca sevgisini kalemde beraber çalıştığı arkadaşlarına anlatırken onları oraya gitmeye davet eder ancak arkadaşlarının ısrarından dolayı Cuma günü gitmeyi kabul etmek zorunda kalır. Oraya gittiklerinde arkadaşları kızların peşinden gider. Ali Bey de onlara ayak uydurmak için bir arabaya onlar gibi işaret eder ve karşılık olarak anlamını bilmediği bir işaret görür. Geri dönerken arkadaşından kendisine yapılan o hareketin “etrafın tenhalaşması lazım” manasına geldiğini öğrenir. Ertesi gün Ali Bey yine Çamlıca’ya gider ve o kadını arar ancak onu orada bulamaz. Aramaktan işe bile gitmemiştir. Eve de geç gidince hayatında ilk defa yalan söylemek zorunda kalır. Annesine işten dolayı eve geciktiğini söyler. Ali Bey o gece sürekli işaretleştiği kadını düşünür ve yarın Pazar olduğundan oraya gitmek için heyecanlanır. Ali Bey ertesi gün hemen Çamlıca’ya gider ve beklemeye başlar. Arabayı görünce hemen yanına koşar ve yine bilmediği bir işaret görür. Araba hareket edip gitmeye başlayınca Ali Bey de peşinden koşmaya başlar. Bir süre sonra araba durur ve içinden güzel bakımlı bir kadın olan Mehpeyker iner. Mehpeyker, Ali Bey tam tersine her türlü pisliğin ve kötülüğün bulunduğu, adı herkesle anılmış olan hafifmeşrep bir kadındır. Mehpeyker arabadan inince Ali Bey’i hem kendisine koştuğu hem de “arkamdan gel” anlamına gelen işareti yaptığı halde yanında koştuğu için azarlar. Daha sonra konuşmaya başlarlar ve birbirlerinden iyice hoşlanırlar. Ali Bey henüz Mehpeyker’in kötü namını bilmediği için ona en saf duygularıyla aşık olmuştur. Mehpeyker de kadınlığını kullanarak onu günden güne kendine iyice aşık etmiş ve her şeyi istediği gibi yönlendirmeye başlamıştır. İlk başlarda Ali Bey bu ilişkiden olumlu etkilenmiş ve adeta olgunluğa erişmiş gibi davranmaya başlamıştır. Birlikte daha fazla buluşmalara başladıklarından dolayı Ali Bey hem annesini hem de işini ihmal etmeye başlamıştır. Bu sürede annesine sürekli işten geç kaldığını belirten yalanlar söylemekte ve annesi de işinde başarılı olduğunu düşünerek sevinmektedir. Ali Bey, Mehpeyker’e olan aşkını arkadaşları Atıf Bey’e de anlatmaktadır. Bir gün Ali Bey, Çamlıca’da önce Mehpeyker daha sonra da Atıf Bey’le görüşmek için bir plan düzenler. Erkenden gelip sevgilisi Mehpeyker’le konuşmaya başlar. Daha sonra arkadaşıyla buluşacağını söyleyerek izin ister. Mehpeyker de nazlanarak bu isteğini kabul eder. Ali Bey ondan yine de arkadaşlarıyla buluşacağı yerde olmasını onu görmeye devam etmek istediğini söyleyince Mehpeyker de kıyamaz ve kabul eder. Ali Bey arkadaşını beklemek için oturur ve yan masadaki muhabbete de dahil olur. Orada arkadaşı Atıf’ın dayısı Mesut Bey de bulunmaktadır. Az sonra Mehpeyker de Ali Bey’in görebileceği bir yere gelmiştir. Mesut Bey onu görünce yanına gitmiş ve konuşmaya çalışmıştır ancak Mehpeyker buna izin vermemiştir. Ali Bey bunu görünce sinir küpüne dönmüştür. Mesut Bey’e sayısız laflar etmiş ve ondan da karşılığını almıştır. Atıf Bey gelince onları ayırmış ve olanları öğrenmiştir. Hemen dayısının yanına giderek neden o kızın yanına gittiğini sorar ve Ali Bey’in o kızla evlenmek istediğini söyler. Dayısı ona Mehpeyker’in yollu bir kadın olduğunu söyler. Atıf bu duruma çok şaşırır ve ne yapacağını bilemez. Mesut Bey Atıf’ı da yanına alarak tekrar Ali Bey’in yanına döner. Ali Bey’den durumu bilmediğini söyleyerek özürler diler. Durumu anlattığı için Ali Bey sırdaşı Atıf Bey’e kızar. Mesut Bey en sonunda Ali Bey’e Mehpeyker’in kötü ve yollu bir kadın olduğunu söyleyince ilk başta inanmaz. Ancak biraz araştırdıktan sonra gerçekten öyle olduğunu öğrenir ve dünyası adeta başına yıkılır. Ne yapacağını bilemez ve çaresizce evine döner. Mehpeyker hakkında öğrendiklerini onu yiyip bitirmektedir. Son kez Mehpeyker’i son kez görmek ve onunla ilişkisini bitirmek için bir buluşma ayarlar. Ancak buluşmadan önce söylemek istediklerinin hiçbirini Mehpeyker’e söyleyemez Mehpeyker her zaman yaptığı o cilvesini ve nazlanmasını yine kullanarak onu fikrinden caydırır. Ali Bey söyleyeceği hiçbir şeyi söyleyemez. Mehpeyker bu kötü yola kendi isteğiyle değil küçük yaşta akrabalarının kendisini satmasıyla bu yola düştüğünü söyler. Ali Bey’i çok sevdiğini ve onu tanıdıktan sonra hiç kimseyle görüşmediğini de söyler. Gerçekten de Ali Bey’den sonra kimseyle görüşmemiştir. Ali Bey bu sözlerden sonra ikna olur ve ilişkileri devam eder. Ancak eğlencelerinin dozu artmıştır. Mehpeyker sayesinde Ali Bey hayatında ilk kez içki içer. İçki ile eğlenmeyi daha çok sever ve artık her zaman Mehpeyker’le eğelenmeyi hayal eder. Kaleme gidince bile işlerine odaklanamaz olur. Her gece annesine kalemdeki işleri bahane gösterip Mehpeyker’in yanına gitmesi annesini de şüphelendirmeye başlar. Arkadaşı Atıf Bey’le bu konuyu görüşmek için konuşur. Atıf Bey de dayısının daha iyi önerilerde bulunacağını düşünerek durumu ona anlatır ve beraber Fatma Hanım’ın yanına giderler. Mesut Efendi, Ali Bey’in annesine Mehpeyker’den ve onunla yaşadığı aşktan bahseder. Annesi bu durum karşısında mahvolur ve ne yapması gerektiğini sorar. Mesut Efendi de güzel bir cariye alarak onu bu aşktan kurtarabileceğini söyler. Fatma Hanım bu tavsiyeden sonra tüm vaktini cariye aramayla geçirir. En sonunda en sonunda beyaz tenli, sarı saçlı, mavi gözlü çok güzel bir cariye bulur. Bu cariyenin adı Dilâşûb’tur. Dilâşûb güzel olduğu kadar dürüst ve efendi bir kadındır. Ali Bey bir hafta boyunca Mehpeyker’in yanında kendini eğlenceye verir. Mehpeyker de onu evine gönderir. Eve dönünce yeni cariye Dilâşûb’u görür ve onu güzel bulur. Annesi onu görünce durumun gerçeğini bildiği halde kalemdeki illerden dolayı gelemediği yalanına inanmış gibi yapar. O gece Dilâşûb’u onun emrine verir ancak aralarında bir şey olmaz ertesi sabah annesi Dilâşûb’la beraber olmasını isteyince Ali Bey sinirlenir ve karşı çıkar. Annesi de bir fahişe yüzünden böyle yaptığını söyleyerek Ali Bey’i daha çok sinirlendirir ve Ali Bey geldiğine pişman olduğunu söyleyerek evden gider. Mehpeyker geçimini sağlamak için Ali Bey’den önce ara sıra Abdullah Efendi adında zengin ve yaşlı bir adamla görüşüyordu. Ara sıra görüşmesine rağmen her ay ondan düzenli olarak para almaktaydı. Ali Bey’i evine gönderdiği sırada da Abdullah Efendi de İstanbul’a gelmiş ve onunla buluşmak istemiştir. Çok güçlü biri olduğu için Mehpeyker bu teklifi kabul etmiş ve onun yanına gitmiştir. Ali Bey’le olan ilişkisini de ona anlatmış ve kendisinden bu ilişkiyi bitirmek için süre istemiştir. Abdullah Efendi de 6 ay müddet vermiştir. Mehpeyker orada bulunduğu sürede sürekli Ali Bey’i düşünmüştür. Bu sırada Ali Bey de Mehpeyer’i evinde bulamamış ve onu orda beklemiştir. Beklerken de annesinin haklı olduğunu düşünmeye başlamıştır. Mehpeyker’in kendisine 3 günden önce gelme dediğini de hatırlayıp iyice sinirlenmiştir. Mehpeyker gelene kadar kendini içkiye vermişti. Mehpeyker geldiğinde ise ona bahane sunmaya çalıştıysa da Ali Bey bu sefer hiçbirini dinlememiş çıkıp gitmiştir. Eve gidip annesini ayaklarına kapanmış ve ondan özürler dilemiştir. Annesi de Dilâşûb’la beraber olduğunda kendisinin mesut olacağını söyleyince Ali Bey zaten beğendiği bu kızı kendine kabul eder ve Dilâşûb ile evlenir. İlk başta bunun geçici bir heves olduğunu düşünen Mehpeyker zaman geçtikçe öyle olmadığını anlar. Ali Bey’e iki mektup yazar ancak herhangi bir cevap alamaz. Üçüncü mektubunda intihar edeceğini söyler. Ali Bey bu yazıyı görünce sinirlenir ve kendisi için intihar etmeyeceğini bildiğini söyleyerek ona bir hakaret mektubu yazar. Mehpeyker bu cevap mektubundan sonra intikam yemini eder. Dilâşûb hakkında bilgiler toplamaya başlar. Fatma Hanım’ın evine bohçacılar yollamaya başlar. Kendisi de hamamları gezer. Ve hamamda Dilâşûb’a denk gelir ve onun vücudunu inceler. Göbeğinin yanından biri siyah biri kumrala benzeyen iki ben görür. Bunun üstüne evdeki casuslarından birinin de Dilâşûb’un gönlünden geçenleri yazarken kocasının içeri girdiğini ve utancından kağıdı veremeyip yırttığını da öğrenir. Mehpeyker bu iki olayı intikamı için yeteceğini düşünür. Ali Bey’in Çamlıca’ya gideceğini öğrenince Abdullah Efendi’nin de yardımıyla bir adam tutan Mehpeyker de intikamını izlemek için oraya gider. Pertev Ağa ismindeki tutulan adam Ali Bey’in evini tarif eder oradaki kızın kendisine cilve yaptığından, göbeğinin yanındaki iki benden ve kendisine mektup yazarken kocasına yakalandığından bahseder. Ali Bey’in dünyası başına yıkılır hemen eve gider. Dilâşûb’u beklemeye başlar ve o gelince ona hakaretler savurur. Daha sonra da Dilâşûbun kafasını duvara vurur ve Dilâşûb kanlar içinde yere düşer. Annesi ne olduğunu anlayamaz. Dilâşûb’un namusundan emin olduğu halde mecburen onu satmak zorunda kalır. Mehpeyker de durumu bildiği için Dilâşûb’u satın alarak ona türlü işkenceler uygular ancak namusunu bir türlü kirletemez. Ali Bey de kendini içkiye vermiş, Dilâşûb’u annesi bulduğu için onunla da küsmüştür. Zamanla tüm mal varlıklarını içkide eğlencede yiyince annesi Fatma Hanım yoksulluktan ölmüştür. Mehpeyker intikamını almıştır ancak buna rağmen Ali Bey’i unutamamıştır. Abdullah Efendi’den yardım isteyerek onu bir eğlenceye davet ettirmiş ve iyice sarhoş olduktan sonra karşısına çıkmıştır. Birlikte olmak için Ali Bey’e yalvarır ancak Ali Bey bunu reddeder ve yine ona ağır sözler söyler. Bu olay Mehpeyker’in gururuna çok dokunur ve artık onu öldürmek ister. Hemen bir plan kurarak Ali Bey’i etrafı ıssız bir mekana eğlenceye davet ederler. Ali Bey davet edenin onlardan biri olduğunu bilmediği için kabul eder ve oraya gider. Mehpeyker de intikamını izlemek için oradadır. Yanında Dilâşûb’u da bu olayı izlemesi için getirmiştir. Ali Bey arkadaşı ile beraber gelmiş ve bir odaya çıkmıştır. Arkadaşı kadın getireceğini söyleyerek oradan ayrılır. Ali bey de orda bulunan içkilerden içmeye başlar. Mehpeyker tuttukları Hırvat katilin yanına giderek içkiden bayıldığı zaman öldüreceğini ona söyler. Bu konuşmayı dinleyen Dilâşûb hemen Ali Bey’in yanına giderekonu uyarır. Ali Bey sarhoş olduğundan ilk başta inanmaz. Daha sonra Dilâşûb’un tavsiyesiyle Hırvat ve Mehpeyker’i görmesi için sofaya çıkarlar. Onları göremezler ancak sesleri anlaşılır bir şekilde duyulur. Ali Bey tehlikenin farkına varınca hemen oradan çıkar ve hemen polise gider, durumu anlatır. Dilâşûb’u almayı aklına bile getirmemiştir. Bu durumu üzülen Dilâşûb, Ali Bey’in paltosunu giyerek oraya uzanır. Odaya giren Hırvat arkadan onu Ali Bey olduğunu düşünür ve bıçağı saplar. Polis gelince Mehpeyker tavan arasından kaçmak için oraya girer. Ali Bey’in sesini duyunca onları gözetlemeye başlar. Ali Bey, Dilâşûb’u o halde görünce pişmanlığını dile getiren sözler söyler. Dilâşûb son kez gözünü açıp kendisine inanma mutluluğunun ona yeteceğini söyleyerek son nefesini verir. Daha sonra Mehpeyker bulunduğu yerden çıkarak Ali Bey’e Dilâşûb hakkındaki tüm gerçekleri, kuruduğu oyunu her şeyi anlatır. Ali Bey çok sinirlenerek Hırvat’ın bıraktığı kanlı bıçağı alarak Mehpeyker’in göğsüne saplar. Polisler de Hırvat’ı yakalayıp geri döndüklerinde gördükleri karşısından donakalırlar. Ali Bey hapis cezasına çarptırılmıştır. Ara sıra annesinin mezarına gitmesine izin verilmiştir. Kitabın son cümlesi de “Son Pişmanlık Fayda Etmez” olan ünlü bir sözdür. KİTABIN ADI İNTİBAH KİTABIN YAZARI NAMIK KEMAL BASIM YILI 1997 SAYFA SAYISI 294 KONUSU İki güzel kadın, bir yakışıklı ve zengin delikanlı, delikanlının ailesi ve çevresi ile olan olaylar anlatılıyor. Delikanlı bu kızlardan birine âşık olur ama kız bir fahişedir. Delikanlıyı kandırmak ve onun servetine sahip olmak için elinden geleni yapar. ÖZETİ Ali Bey, zengin bir ailenin tek evladı, yirmi bir yaşlarında zeki, çalışkan ve yakışıklı bir delikanlıdır. Babası oğlunun eğitimine çok önem vermiştir. Babası oğlunu, oğlu da babasını çok sevmektedir. Ama babasını kaybettikten sonra hayatında büyük değişiklikler oldu. Annesi, babasının ölümünü unutması için Ali Bey’i Çamlıca’ya gezmeye götürmeye başlar. Ali Bey bu gezilere iyice alışır ve arkadaşları ile Çamlıca’ya eğlenmeye gider. Orada güzel bir kadın görür. Adı Mehpeyker’dir. Ali Bey Mehpeyker’i gördükten sonra onu düşünmekten geceleri uyuyamaz, işlerini ihmal eder. Âmâ Mehpeyker’in bir fahişe olduğunu bilmez. Arkadaşları kadının bir fahişe olduğunu Ali Bey’i ikna etmeyi başarırlar. Âmâ kadın okadır büyük bir etki bırakmıştı ki; Ali Bey onu bırakmak istemez. Âmâ annesi de bunu öğrenmiştir. Eve bir cariye satın alır. Adı Dilsu’dur. Kız Mehpeyker’den daha güzeldir. Ali Bey Dilsu’lar evlenmeyi kabul eder ve de evlenir. Mehleyken bunu öğrenir ve Ali Bey’den intikam almak için yemin eder. İlk önce Dilsu’nu bir fahişe odluğunu ortaya atar ve de Ali Bey’i buna inandırır. Ali Bey Dilsu’mu evden kovar. Mehleyken kızı evine alır ve kızın fahişe olmasını ister. Ama kızı kandıramaz ve kız kadının evinde kalır ama namusuyla. Mehpeyker’in intikam ateşi hala sönmemiştir. Ali Bey’i öldürmesi için bir kiralık katil tutar. Katil ve kadın herzeyi planlamışlardır. Ama Dilsu herzeyi duyar. Ali Bey’i kurtarmak için onun yerine geçer. Katil Ali Bey zannederek Dilsu’mu sırtından vurur. Ali Bey de polislerle gelir ve yerde Dilsu’nu cesedini görür. Çok üzülmüştür. Ali Bey de Mehpeyker’i yakalar ve öldürür. Hapse girdikten altı ay sonra hayata veda eder. ANA FİKRİ Doğruyu öğrenmeden ve tam bir soruşturma yapmadan hiç bir işe kalkışmayınız yoksa hayatınızla ödeyeceğiniz hatalar yaparsınız. Ve de iş işten geçmiş olur. Şunu unutmamalıyız; SON PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ. OLAYLARIN VE KİŞİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ALİ BEY Zengin bir ailenin tek evladıdır Yirmidir, yirmi iki yaşlarında yakışıklı bir delikanlı. Ailesinden iyi bir eğitim görmüştür. MEHPEYKER Feleğin çemberinden geçen ve dünyada şehvetten başka bir şey tanımaktan ateşli bir kadındır. Alçak ve namussuz bir aileden yetişmiş; daha ondurt on beşine gelmeden rezaletin her çeşitlini öğrenmiş bir fahişedir. ATIF BEY Ali beyin arkadaşıdır. Her zaman doğruyu söyleyen Ali Bey’in kendisine güvendiği birisidir. MESUT BEY Atıf Bey’in dayısıdır. Ali Bey’e gerçekleri anlatan kişidir. DİLAŞUB Saçları sırma gibi parlak sarı; alnı bembeyaz, kavisli ve kalınca kaşı, mavi gözlü. Boyu bir kadına yakışacak kadar uzun ve har erkeği meftun edecek derecede narindir. Mehpeyker’den daha güzeldir. HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER Kitabın gerçek adı, Son Pişmanlık ’tır. Namık Kemal’in büyük hikâye vadisinde ilk tecrübesidir. Kitap ahlaki tez ve tenkit romanıdır. İntibah sürükleyici bir kitaptır. Kitaba başladığımda ne zaman bitiririm diye düşünüyordum. Ama arkadaşlar inanın kitabı üç-dört saat içinde bitirdim. Kitabı herkese tavsiye ediyorum. Herkes tarafından okunması gereken bir kitap. YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ Kitabın yazarı Nam5ık Kemal’ yılları arasında yaşamıştır48yıl. Vatan şairi olarak bilinmektedir. Çocukluk ve gençliğini dedesinin yanında geçirmiştir. Henüz ondurt yaşındayken koca bir defteri dolduracak kadar şiir yazmış, on altı yaşındayken evlenmiş, yirmi iki yaşındayken divan düzenlemiş, yirmi beş yaşlarındayken de dönemin en ünlü adlarından olmuştur. Kısaca Namık Kemal değişmeyi yaşamanın zorunlu koşullarından biri olarak kabul eden ve millilik karakterini yitirmeden Avrupalılaşmanın çarelerini arayan bir fikir ve sanat adamıdır. Eserler; Şiir Hayatı ve şiirleri1933 Roman İntibah / Sergüzeşt-I Ali Bey1876;Cezmi1880 Oyun Vatan Yahut Silistre1873;Zavallı Çocuk1873;Akif Bey1874; Gülnihal 1875; Celalettin Harzemşah1885;Kara Bela1910 Eleştiri Tahrip-i Harabat1886;Takip-i Harabat1886 BİR PARÇA Annesi Ali Bey'i, içinde bulunduğu durumdan kurtarmak ve eve bağlamak için ilgisini Dilaşub'un üzerine çekmeğe çalışmaktadır "... Aradan bir yarım saat geçer geçmez, Ali Bey dahi uyanarak, kahve içmek için, validesinin odasına gelmişti. İkisi tenha kalınca hanım söze başlayarak aralarında şöyle bir muhavere cereyan eyledi - İki gözüm Aliciğim; yeni aldığım cariyeyi beğendin mi? - Güzel. - Yalnız güzel değil oğlum; terbiyesi simasına fâik. Oldukça okumak yazmak da biliyor. - Güzel piyano çalıyor. İğne işlerinin hepsinde Avrupa kızları kadar marifetli. Hele tabiatı melek gibi. - İşte pek âlâ ya valideciğim. Bendeniz burada bulunmadıkça sizi eğlendirir. - Bana, geleceğin vakitleri bekletmekten başka eğlence mi olur? Onu ben senin için aldım. - Ben cariyeyi ne yapacağım? - Şunun söylediği lakırdıya bak! Allaha emanet, yaşın yirmi ikiye basıyor. Ev bark sahibi olacak zamanın geldi. Şimdi sana bir kibar kızı bulsam almadan göremeyeceksin. Aldıktan sonra şayet hoşlanmazsan, ömrün oldukça azab içinde kalırsın bu bir... Evde iki hanım peyda olur birbirimizle geçinemezsek yine sen rahatsız olursun, bu iki. Ama bu cariyendir; beğenirsen yarıma alacaksın, istediğin gibi terbiye edeceksin. - Bana lazım değil. - Niçin? Kız tabiatıma mutabık gelmediyse - ne derler - güzel istersen tarif et, öyle bulayım. - Hayır, ben kıza bahane bulmuyorum; daha güzeli belki huriler - melekler içinde de güç bulunur. Fakat lüzum yok. Beni evlendirmeye neden bu kadar merak ettiniz? - O nasıl lakırdı? İşte ihtiyarlıyorum; ben dünyada bir tanecik ciğerparemin yavrularını kendi elimle büyütmek istemez miyim? Şimdi şurada bir iki tane ufacık melek gezinse, yüzlerine baktıkça insanın ne kadar ömrü ziyadeleşir düşünmüyor musun? - Daha yaşınız ne ki ihtiyarlayacaksınız? İnşallah yine torunlarınızı istediğiniz gibi büyütürsünüz; arzu ettiğinizden ziyade safalarını sürersiniz. Birkaç sene sonra olmakla dünyanın sonu erişmez ya!... - Etme Aliciğim; mademki şu kızcağızı beğendin, kıymetli validenin hatırı için olsun onu odana al da biraz rahat edeyim. - Acaip bir huy peyda etmişsiniz. Evvelleri böyle olmayacak işlere hatır falan karıştırmazdınız. Muhavere buralara gelinceye kadar, hanımın keyifsizlik münasebetiyle asabında olan hiddet, sözlerinin tesirsizliğinden dolayı gönlüne gelen ızdırap ile bir kat daha ziyadeleşerek ağlar gibi hazin bir ses ile "Yaa!.. bir fahişe için, validenin istediği şeyler münasebetsiz oluyor, hatırı ayaklar altında kalıyor öyle mi?.." diyecek oldu. Biçare kadın ne bilsin ki bu nimetleri tepen çocuk; kendisini ruhu gibi kamında taşıyan, vefakâr kucağında besleyip büyüten müşfik bir valideyi sahiden bir fahişenin yalancı gülüşlerine feda edecek kadar şehvetine mağluptu. Zavallı valide nereden idrak etsin ki; bu hak tanımayan sefih, haysiyetini korumak ve selâmetini sağlamak için canını bile feda etmekten çekinmeyen koruyucu bir meleği, kusurlarını görmemezlikten gelmediği için tahrike cesaret edecek kadar kibirliliğinin esiri haline gelmiştir?.. Ali Bey, validesinin bu sözlerini işitince ne yapsa beğenirsiniz? Hizmetkârına karşı söz söyler gibi serkeş bir tarzda "Kabahat bende ki, taciz olacağımı bildiğim halde, kalkar da evimdir diye buraya gelirim" yollu söylenerek hiddetle yerinden fırladı, gitti. Hanımefendinin ise, uğradığı elemli şaşkınlık içinde, arkasından hayran hayran etrafına bakınmaktan başka bir harekete mecali kalmadı. Ne de "Kaderimde bu günleri görmek de mi vardı?" feryadı meyusânesinden başka bir söz söylemeye lisanı varmadı. "Mahpeyker'in yalısında olan süsler ve zenginlikler, elbette yukardaki ifadelerimizden anlaşılmıştır. Yalnız şurasını söylememiştik ki kız, bey ile görüştüğü günden beri kendinden bir haber almamış ve hatta bir akşam, getirdiği birkaç okka turfanda meyve için "Ne lüzumu vardı? " gibilerden bir münakaşa bile çıkarmıştı. Vakıa bu hareketinin en büyük sebebi, göstermek istediği iyi niyeti pekiştirmekti. Fakat Ali Beye meyli sırf şehvâni bir hâl olarak, arada menfaat arzusunun bütün bütün yokluğu dahi o yolda davranmasına hayliden medar olmuştu. Mamafih öyle muazzam bir konağın yalnız iş ve işret ve vuslat zevki ile yürütülmesi kabil olmadığı gibi, Mahpeyker zaten büyük bir servetin sahibi de değildi. Bir müddetten beri kendisini tamamen beye hasrettiği için, güzelliğini ve cilvelerini satarak sürdürdüğü hayatın devamına da imkân kalmamış ve geçimi sadece, daha başlangıçtan beri aşığı olan Abdullah Efendi adında bir adamın, haraç verir gibi takdim edegeldiği paraya inhisar etmişti. Abdulluh Efendi, Suriye'nin, ahlaksızlığı ile tanınmış aşağılık adamlarından biri olarak, intisap ettiği birkaç taciri desiselerle batırmak sayesinde bir hayli servet peyda etmiş ve bilhassa Mısır'da yaptığı ticarette yanılmaz bir meharet, azalmaz bir direnme göstererek zenginlikte adı dillere destan olan insanlar arasına girmişti. Yaşı yetmişi aşkın olduğu halde kadınlarla düşüp kalkmaktan kendini alamadığı gibi, çehresi pek ziyade çiçek bozuğu olmakla beraber rengi melez sayılacak derecede esmer; gözleri, birkaç defa çektiği hastalık neticesi hem perdeli, hem çipil. Burnu, hiç bir vakit temrinden kurtulamadığı frengi illetiyle çürümüş frenk inciri gibi hem iri hem çentik; birkaç çürük diş ile çirkinliği bayağı iğrençlik derecesine vasıl olan ağzı gayet geniş. Bıyığı sakalı ise, uyuz hayvan tüyü kadar seyrek bir şey olarak; ahlak düşkünlüğünün usta bir sanatkâr elinden çıkmış canlı örneği gibi, o müstekreh kıyafetiyle, para kuvveti dahi kadınlarca hüsnü kabulüne kifayet edemediğinden, musallat olduğu kötü kadınları altınlara gark etmekle beraber her türlü eğlencesinde serbest bırakmak ve yalnız ara sıra birkaç saat iltifatıyla kanaat etmek gibi aşağılık hâli rahatlıkla benimsemişti. İşte böylece ibtilâların en şiddetlisi ile esiri olduğu Mahpeyker’i dahi - üç senede yalnız iki defa İstanbul'a gelmiş ve binaenaleyh çehresini ancak dört beş defa görebilmiş olduğu halde - yine ayda bir iki yüz altın sarfiyle, naz ve nimetler içinde yaşayan hanımefendileri kıskandıracak derecelerde debdebe ve tantana ile beslerdi..." İLGİLİ İÇERİK ŞİİRLER NAMIK KEMAL ŞİİRLERİ NAMIK KEMAL'İN HECEYLE YAZDIĞI ŞİİRLER NÂMIK KEMAL HAYATI ve ESERLERİ NAMIK KEMAL'İN TİYATROLARININ ÖZETLERİ NAMIK KEMAL- İNTİBAH İNCELEMESİ NAMIK KEMAL - HÜRRİYET KASİDESİ İNCELEMESİ İNTİBAH NAMIK KEMAL ROMAN ÖZETİİNTİBAH NAMIK KEMAL ROMAN ÖZETİ ESERİN ADI İNTİBAHYAZARI NAMIK KEMALBASKI YILI 1973SAHİFESİ 128BASILDIĞI MATBAA SULHİ BARAN MATBAASIA. ESERİN ÖZETİ Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Ali Bey,yirmi iki yaşlarında iyi bir eğitim ve öğrenim görmüş bir hayat tecrübesinden seçkin gezinti yerlerinden biri olan Çamlıca’da dolaşırken çok güzel bir kadınla adı Mahpeyker’ adam, ilk karşılaşmada ilgi duyduğu bu kadını derin bir aşkla sevmeğe başlar. Bu ilk tanışmadan sonra hemen her hafta Mahpeyker’le buluşmak üzere Çamlıca’ya gider. Oysa kadının kirli bir geçmişi vardır ve Ali Bey’in sevgisine layık durumun farkında olmayan ve onu da kendisi gibi temiz bir sevda içinde hyal kuran genç adam, kısa zamanda eini ve işini ihmal etmeye geceleri bile evine uğramadığı süre sonra ailesi, Ali Bey’in durumunu zor kullanarak,bu durumdan kurtarmaktan çek, başka çarelere annesi oğlunu dış etki ve bağlardan kurtarmak için eve genç ve çok güzel bir cariye adı Dilaşub’ cariye temiz,saf,iyi ahlaklı bir gencecik amacı, Ali Bey’in Dilaşub’u sevmesi, böylelikle yakasını sokak kadını Mahpeyker’den var ki, iyi düşünülmüş bu çare umulanı vermez;Ali Bey, Dilaşub’un dfarkında bile geçen gün çoğalan bir sevdayı Çamlıca’ya, Mahpeyker’e taşımaya devam eder. Aradan bir süre seferinde yine sevgilisine gidip onu evinde bulamayan Ali Bey, bir tesadüf v küçücük bir inceleme sonucu,onun nasıl bir kadın olduğunu bir sarsıntı bu sarsıntılarla bocalarken,annesi ustalıkla Dilaşub’u yeniden karşısına ihtiyacı ile yanan genç adam bu sefer genç,güzel cariye ile da zaten çoktan beri Ali Bey’i yandan Ali Bey’in kendisine uğramadığını gören ve sebebini araştıran Mahpeyker,durumu öğrenince büyük bir öfkeye kapılır;iki gençten intikam almaya karar tanıdıkları aracılığı ile hazırladıkları iftiraları yağdırmaya iftiraların ağırlık noktası,Dilaşub’un da,kendisi gibi,iffetsiz bir kadın olduğu Bey, kısa zamanda bu iftiraların etkisinde karısına olan sevgisi zaten bir tesellinin ucuna bağlanmış bir düğümden ibaret olduğu için, çabucak kine ve düşmanlığa bir gün karısını adam akıllı azarlar,döverbununla da yetinmez, genelevlerden birine kapatılmak üzere zavallıyı bir esirci tellalına tellalı aslında Mahpeyker’in alıp doğru Mahpeyker’e paralı ve genç sevgilisini elinden almış olan mazlum kadını, kendisine bağlı evlerden birinde sermaye olarak kullanmaya üste uğradığı gönül kırıklıkları ve yaşadığı düzensiz hayat Ali Bey’in sağlığını sonucu olarak kötü bir sona gittiğini sezinleyen annenin de hastalığı artar;sonunda bu kahırlara dayanamayarak Bey’e karşı olan kini bir türlü sönmeyen Mahpeyker, Dilaşub gibi onuda büsbütün mahvetmek kararını gerçekleştirmek üzere bir plan düzenlerAli Bey’i bir eğlenti evine çağıracak ve orada bir yolunu bulup her zaman sevmiş olan,hala da seven Dilaşub, bu planı zorluklarla, gizli yollardan ona haber salar, hakkındaki kötü hazırlığı kendisine habere önce inanmayan Ali Bey,gittiği evde durumun gerçekten de böyle olduğunu öğrenince bir yolunu bulup kaçar ve kurtuluşundan dolayı büyük bir mutluluk içine düşen Dilaşub, onun kaçarken bıraktığı paltosuna sarılır ve yatağına sonra genç adamı öldürmekle görevli kiralık katil odaya odada göz yordamı ile aranırken, köşede palyolu birinin uyuduğunu görür; usulca yanına sokulup elindeki bıçağı kelbine saplar,kadıncağızı arada Ali Bey, karakola gitmiş birkaç emniyet görevlisi alarak yeniden eve girip de Dilaşub’un kanlar içinde yüzen cesedini görünce çılgına o sırada dudaklarında zalim bir tebessümle, içeriye Mahpeyker kaybeden Ali Bey, Dilaşub’u öldürn bıçağı kapıp Mahpeyker’i delik deşik eder ve yanındaki emniyet görevlilerine teslim Bey; artık herşeyii ,sağlığını,sevdiği kadını,şeref ve onurunu, servetini yitrmiş bir zavallı bir büyük elemlerim havası içinde bir süre hapishane köşelerinde sürünür ve birgün tam bir hüsran içinde son nefesini MUHTEVA BİLGİSİA. ANA FİKİR Karşılaştıkları olaylar hakkında derinlemesine değerlendirme yapmadan karar veren insanlar çoğu zaman yanlış ne yazık ki bu karardan dönmeleride çok zor son pişmanlık fayda ALINACAK DERSLER Güvendiğimiz insanları iyi tanımamız lazımdır. Sevdiğimiz insanları seçerken çok dikkatli olmalıyız. Kalbimizin sesini dinlerken beynimizin de sesini dinlamaliyiz. Aşık olunmaması gereken kişilere aşık olanların hayatları alt-üst olur. Seçimlerimiz yaparken sonuölarını göz önünde bulundurmalıyız. Kaybedecek birşeyi olmayanlar hiçbir şeyden korkmazlar. Düşünerek karar vermeliyiz. Bir anlık zevkler uğruna hayatımızı OLAYIN KİŞİLERİ VE TAHLİLLERİ 1 FİZİKİ TAHLİLİALİ BEY Yirmi bir, yirmi iki yaşlarında yakışıklı bir benizli, kızların dikkatini toplayacak derece ona vurulmasının tek sebebi de onun bu karşı konulmaz Boyu posu gayet düzgün, siyahımsı samur saçlı, incerek düz kaşlı, noktalı yeşil gözlü, çekme burunlu,ufacık ağızlı, kor dudaklı bir BEY Aşağı yukarı Ali Bey’le aynı biri olan Atıf Bey terbiyeli olduğu kadar düzgün giyimli ve bakımlı bir BEY Ellili yaşlarda olan Mesut Efendi’nin şakkalarına aklar düşmüş, yüzünde çizgiler dış görünüşüyle açığa HANIM Ali Bey’in annesi olan Fatma Hanım, özellikle kocasının ölümünden sonra iyice önce oğlunun mürüvvetini görmek EFENDİ Çok zengin olan Abdullah Efendi, Suriyeli bir Arap’ yetmişi geçtiği halde kadın, kız peşinde koşmaktan kendini bakılamayacak kadar suratsız, çirkin bir çiçek bozuğundan delik deşik, rengi zenci hurması denilecek drecede koyu de hastalıklardan dolayı hem pereli hem de kısmı frengiden dökülmüş çentik,yarım burnu;fırça yüzü görmemiş çürük dişleri; uyuz hyvan tüyü kadar seyrek bıyık ve sakalı, yüzünün korkunçluğunu bir kat daha Vücudunun tüm güzellikleriyle tam bir Ali Bey’ietkileyen Dilaşub,sçları sırma gibi sarı; alnı duru ve beyaz; tatlı mavi gözleri ve gülpembe yanaklarıyla çok çekiciydi. 2 RUHİ TAHLİLİ ALİ BEY Vatanımızın kültür merkezi olan İstanbul’da büyümüş, özel öğretmenlerden ders almış, çok muhteşem şekilde öğrenim kadar ki;daha on yaşına bastığı zaman birkaç yabancı dl Bey’in terbiyesine ve davranışlarına bakanlar kendisini adeta bir melek Ali fazlaca sinirli ve kanı oynak neticesi olan hiddetini, aldığı terbiye ve gördüğü şefkatli muameler sayesinde, herhangi bir şeye karşı lüzumundan fazla, adeta esirlik derecesinde düşkünlüğü hemen her halinden neye merak sarsa, bütün işlerini bir yana bırakır, dünyayı unutur, sadece onunla meşgul şeyi arzu eder de gerçekleştirmesinde küçük bir engele rastlasa, arzusu ne kada önemli olursa olsun, onu gerçekleştirmek için en büyük fedakrlıktan ufak bir emeline ulaşamıyınca günlerce hastalanır; geceleri gizli gizli Terbiye ve ahlak bakımından Ali Bey’in tamamen ve namussuz bir aileden yetişmiş; daha on dört, on beş yaşına gelmeden rezaletin her çeşidini okuyup yazma öğrendiği ve hemen bütün şahitlerini İstanbul’un tanınmış aşifteleriyle geçirdiği için şeytani zekası çok adamı elde edip ona keyfinin istediği şekilde tahakküm derece şehvet düşkünü olduğu için hoşlandığı erkekleri bin cilveyle hükmü altında tutmak ister ve bunu daima ustalıkla erkekleri gerçekten severdi; fakat yılan bir adama nasıl sarılırsa bu da öyle sarılmak o erkeğin yalnız kendisine ait olmasını BEY Ali Bey’in iş arkadaşı olan Atıf Bey en az Ali Bey kadar terbiyeli ve karakterli bir zamanda ALİ Bey ile canciğer arkadaş ve sırdaş ve nasihatlarıyla Ali Bey’e yardımcı olmaya BEY Atıf Bey’in dayısı olan Mesut Bey İstanbul’un her köşesine sokularak çeşitli olayların içinde yoğrulmuş, dünyanın kaç bucak olduğunu anlamış, tecrübeli bir düşmanı iyilerin HANIM Oğlunu gayet terbiyeli ve olgun şekilde yetiştirmeye dikkat başına gelebilecek en ufak kötülük onu Mahpeyker’e aşık olduktan sonra oğlunun geleceğinden şüphe eder isteği ölmeden önce hayırlısıyla oğlunun mürüvvetini EFENDİ Suriye’nin en alçak, en ahlaksı adamlarından olduğu tüccarları batırarak çok para kazanmış, bin bir hile ve düzenbazlıkla servetini kat kat tanıştıktan sonra ona büyük bir ilgi Bir cariye olarak Ali Bey’in evine Bey’le evlendikten sonra iftiraya uğraması sonucu satılmış ve Mahpeyker’in eline düştükten sonra bin bir sıkıntı ve işkenceye göğüs Ali Bey’i gönülden sevmektedir. 3 SOSYAL TAHLİLLERİALİ BEY Babı-Ali’ de ktiplik yapan ALİ Bey özellikle bbasının ünüyle tanınmış terbiyeli ve dürüst duruma düştüğünde babasından kalan mirası sayesinde Tam anlamıyla bir bu aşifteliği annesinden yaştan beri her türlü namussuzluğu ve ahlaksızlığı fikri beğendiği erkeklerle birlikte BEY İstanbul’un ileri gelen ailelerinden birinin çocuğu olarak yetişmiştir. Eğitimini tamamladıktan sonra Babı-Ali’ de katiplik yapmaya BEY Olgun ve terbiyeli karakteriyle, çeşitli yönleriyle tanınmış, güvenilir br tecrübeli olan Mesut Bey İstanbul’u, özellikle de Çamlıca’yı tüm yönleriyle EFENDİ Aşırı derecede zengin, bir o kadar da şerefsiz ve namussuzdur. Mısır’la yaptığı ticaret işleri sayesinde çok para kazanan Abdullah Efendi’nin yapamayacağı şerefsizlik ve adilik her türlü kötülük BİLGİSİ Edebi eserler insanla ilgili gerçekleri vermeye ister yaşadığı zamanla ilgili olayları ister, yaşamadığı olayları ele alsın, içinde yaşadığımız dünyadan aldıklarını kullanarak gerçeğe uygun bir dünya dünyasında aldıklarını kullanarak gerçeğe uygun bir dünyayı anlatan edebi eserlerin başında roman olayları anlamak ve anlatmak ihtiyacından doğmuş bir edebi çok romancı, bir olayı değil, bir hayatı veya hayatın önemli bölümlerini anlatmayı amaç sebeple uzun bir hikaye olarak da tanımlanan romanda olaylar ve kişilerin sayısı fazla olmakta, karakterlerin incelenmesine, ruh çözümlemelerine daha çok yer aynı zamanda romanı hikayeden ayıran en önemli özelliklerdir. Romanda hikaye değil, hikayeler hareket ve olaylar zinciri olmadan bir hikayenin yazılması çok geniş bir zaman dilimini öncesi ve sonrası da olarak romanlarda da hikayelerdeki gibi plan uygulanır. Giriş Yer. Zaman, kişi ve dekorlar anlatılır. Gelişme Olaylar düğümlenir, kişiler türlü yönleriyle ele alınır, okuyucu merakı yoğunlaştırılır. Sonuç Olayların düğümü çözülür, birtakım neticelere türleri Romantik, realist, natüralist, psikolojik, polisiye ve tarihi olmak üzere roman türleri vardır.

namık kemal intibah geniş özeti