Hangi hallerde faiz caiz olur? Diyanet’in cevabı şöyle oldu: İslam’da faiz, kesin olarak haram kılınmıştır. Bir zaruret bulunmadıkça faiz almak da vermek de caiz değildir. İş kurmak veya genişletmek; ev, araba satın almak üzere kişi, kuruluş veya bankalardan alınan faizli krediler de bu kapsamdadır ve caiz değildir. Muska hastalık, göz değmesi, âfetten korunmak veya kurtulmak için yazılan ve insanların üzerlerine astıkları bir materyaldir. Korkudan, nazardan korunmak, bazı hastalıklardan şifa bulmak için dua etmek Kur’an-ı Kerim’den ayetler okumak, caizdir (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’an 9; İbn Mâce, Tıb 35-36). Ayet ve dua gibi Gasp haram olduğu gibi, gasbedilen malı kullanmak da haramdır. Başkasının malını izinsiz alıp, kullanıp, sonra geri vermek, malda ayıp ve kusur hasıl olmasa bile, haram olur. Kendisine emanet olarak bırakılan veya gasbettiği malı, parayı ticarette veya başka yerde kullanıp da, bundan kazanç sağlamak caiz değildir. 336 hesap ticari olmayan borçlar için kullanılmaktadır.Dolayısıyla anlattığınız işlem için uygun değildir. Siz 329 hesabı kullanmalısınız. Çünkü ortada bir ticari faaliyet var. Ancak anlattığınız işlem sakıncalıdır. Onu belirteyim. Çünkü aracılık yaptığınız firma faturayı kestiğine göre 8.000.-. TL yi Dolayısıyla kurdan etkilenmeme adına bu şekilde faizli bir işlem yapmak kesinlikle caiz değildir. Katılım bankalarındaki durum ise şöyledir: İslâmî finans ilkelerine riayet ederek çalışan katılım bankalarının kâr payı hesaplarına para yatırmak ve verilen kârı almak caiz olduğundan devletin bu tarz hesaplarına Sual Emanet ne anlama gelir, çeşitleri var mıdır ve emanet olarak bırakılan malı kullanmanın mahzuru olur mu? Cevap: Mecellenin 762. Maddesinde; güvenilen kimseye bırakılan mala Emanet denir deniyor. Emanet de üçe ayrılır: 1- Vedî'adır ki, güvenilen kimseye saklamak için verilen maldır. Söz veya hâl ile yapılan icab ve kabul ile hasıl olur. Veren ve alan, diledikleri stON9. Bunu bilmek için öncelikle doğum kontrolünde kullanılacak yöntemlerden herhangi birinin caiz olması için gerekli olan şartları bilmek lazımdır. Bunlar ise; 🌷1. O yöntemin sağlık açısından erkek veya kadına bir zararı dokunmuyor olması, 🌷2. Eşlerin ikisinin de o yönteme razı olması, birinin itiraz etmiş olmaması, 🌷3. Yöntemin döllenme olmadan mani olması, rahimdeki mevcut cenine zarar vermemesi şarttır. Bu durumda spiral kullanmanın dinimize göre iki türlü mahsuru vardır. *1. mahsur* Spiralin mevcut cenine zarar vermesi. Şöyle ki spiralin etki mekanizması ya döllenmeyi engellemek ya da rahmin kimyasını bozarak döllenmiş yumurtanın rahme yerleşmesini engelleyerek *düşürmek* şeklinde olmaktadır. Yani spiral kullanan bir kadın hiç farkına bile varmadan bazı aylarda 8-10 günlük düşükler olabilmektedir. Ancak hem kadın spiral taktırmış olup hem de erkek kendine mahsus yöntemlerle korunmuş olursa bu mahsurun ortadan kalktığı düşünülebilir. *2. Mahsur** ise “zaruret olmaksızın avret yerinin açılmasının caiz olmaması” dır. Bilindiği üzere spiral kullanımı bireysel olarak mümkün olmayıp ancak doktorun uygulaması ile mümkün olabilmektedir. Bu ise kadının ağır avretinin başka biri tarafından görülmesi demektir ki zaruret olmaksızın *bayan bile olsa* bir kadının avretini eşinden başka hiç kimsenin görmesi caiz değildir. Bu kural, doğum yaptıran ebe için bile geçerlidir. Zaten ebenin doğum yapacak kadının ağır avretine bakmasına izin verilmesi, ebenin kadın olmasından ötürü değil o durumda bakmanın zaruret olmasından dolayıdır. Dolayısıyla bir kadının doktorda avretinin açılması ancak tıbbî bir gerekçe ve sağlık sorunu ile caiz olur. Her hangi bir sağlık sorunu olmayıp sadece hamileliği engellemek için bu cihazı taktırmak ise avret yerinin açılması için bir zaruret değildir. Ancak mesela bazı durumlarda doktorların hamileliği engellemek için değil de hasta olan rahmi tedavi için gerekli gördükleri hormonlu spirali taktırmak caiz olur. Bazen de tıbbî gerekçe dışında bir zaruret de söz konusu olabilir. Bu ise mesela kadının kendisine çocuk emanet edilemeyecek derecede bir engelinin olması gibidir ki bu da ancak fetva ehline danışarak kararlaştırılmalıdır. Hulasa; yukarıda anlatılan iki mahsurdan dolayı spiral taktırmak tasvip edilmemiştir. Haram para nasıl değerlendirilmelidir?AçıklamaBilmediğiniz bir işlem karşılığında, elde etmiş olduğunuz faizli bir kazançtan ele geçen para nasıl harcanmalı veya bu para nasıl değerlendirmeliyiz? Bilerek veya bilmeyerek kişinin eline geçen faiz miktarı, haram bir paradır. Dolayısıyla kişinin bu parayı hiçbir şekilde kullanması caiz değildir. Kendisi kullanamadığı gibi bu parayı yakınlarının menfaati olan bir yerde kullanması da caiz ve uhrevi beklentilerle bu paranın harcanması doğru olmaz. Yani sevap niyetiyle, başkalarına sadaka ve yardım maksadıyla da kullanamaz. Zira bir hadisi şerifte de buyrulduğu gibi, Allah ancak temiz ve helal olan şeyleri kabul buyurur. Aynı şekilde dinimiz malın zayi olmasını da yasakladığından, kişinin bunu atarak, yakarak vs. ortadan kaldırması da hoş bu para birisinin faiz borcuna sarf edilebilir, bir hayır müessesesinin normalin üzerindeki vergi borçlarında, bu müesseselerin tuvalet yapım ve tamirlerinde kullanılabilir. Ayrıca, bir fakirin kömür ihtiyacını karşılamak gibi yollarda sarf edilebilir diyen âlimlerimiz de vardır. Bu da celle celaluhu âdemoğlunu yeryüzüne indirdiğinden itibaren dünyada bütün canlılara yetebilecek ölçüde rızık ve nimet kaynaklarını yaratmıştır. Önemli olan bu kaynakların israf edilmeden kullanılması ve kardeşçe pay edilebilmesidir. Eğer hırs, tamâ ve “ben tok olduktan sonra başkası acından ölse bana ne” mantığıyla hareket edilirse bugün de olduğu gibi Amerika ve Avrupa’da insanlar “obez” tedavisi görürken Afrika’daki insanlar açlıkla din olan İslâm, yüce Allah’a nasıl ibadet edileceğini belirlediği gibi, insanın fizikî varlığının devamı için gerekli olan dünya nimetlerinden yararlanmanın ölçülerini de koymuştur. Vahiy ve sünnete dolayısıyla dine uygun olan kazanç “helâl”, “temiz tîb” sayılırken bu ölçülere uymayan kazanç da “haram”, “mekruh” veya “çirkin habîs” kazanç adını kabulü ve Allah’a kulluğun genelleşmesi “helâl kazanç”la yakından ilgilidir. Gözyaşlarıyla dua eden ancak kazancı haram olan bir kul için, Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in buyurduğu; “yediği haram, giydiği haram, duası nasıl kabul olunur?” hadisi, bu gerçeği bütün açıklığıyla ifade dini, Müslümanların meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yollardan temin etmelerini emreder. Bu emre rağmen yine de haram para ele geçmişse âlimlerimiz, böyle bir paranın, bir an önce harcanarak elden çıkarılması gerektiğini, fakat günah ve kul hakkından kurtulmak için bunun da yeterli olmayacağını ifade kazanç, kendisini elinde bulunduranın malı olmadığı ve haram olduğu için sadaka, zekât verilmez. “Allah celle celaluhu güzeldir, paktır, ancak temiz olan şeyleri kabul eder” hadisi fehvasınca bu paralardan hayır niyetiyle herhangi bir hayırda bulunulması caiz değildir. Caiz olmamanın da ötesinde hayır niyetiyle haram paradan harcayanların günah kazanacakları dahi söylenmiştir. Dolayısıyla haram parayla yapılan bağışlarla camiler, vakıflar ve dernek türünden şahs-ı maneviyi temsil eden kurumlar kazanç elden çıkarılmak isteniyorsa öncelikle sahipleri biliniyorsa sahiplerine iade edilmelidir. Eğer haram kazanç, devlet hazinesine veya kamuya ait ise bunların yeniden devlete verilme­si veya kamu menfaatlerine harcanması gerekir. Haram kazancın sahipleri veya kaynağı bilinmiyorsa bu takdirde bu para “habîs” yani kazanılma şekli itibariyle “pis” olduğu için halkın umumi ihtiyaçları için – tuvalet, hamam yapımı gibi- kullanılabilir. Cami, vakıf gibi hayır kurumlarının elektrik, su gibi faturaları ödenebilir. Bu yollar bulunamadığında, zarurete binaen ve hayır niyeti taşımaksızın ihtiyaç sahibi fakir insanlara verilebilir. Zira bu para, kazanan yönü itibariyle “pis” hükmünde olsa da verilen insanlar itibariyle bu mahiyetinden çıkmış Döndüren, Delileriyle Ticaret İlmihaliDiyanet İşleri İslam İlmihaliFaruk Beşer, Fetvalarla Çağdaş Hayat Promosyon Paraları ve Hükmü Nedir? Faizli bankalar, maaşların kendilerinden alınması, bunun karşılığında da çalışanlara ve müesseseye hediyelik malzemeler ve para verilmesi şeklinde, bazı müesseselerle anlaşıyorlar. Müessese çalışanlarının bu parayı ya da... Banka Promosyonu Almak Caiz midir? Promosyon denilince akla gelen ilk şey, bankaların maaşlardan dolayı memurlara fazladan vermiş olduğu paradır. Piyasada mevcut başka çeşitleri olmakla birlikte burada üzerinde duracağımız promosyon çeşidi, memurların... Katılım bankacılığı farkı nedir? Faizsiz esasa göre çalışan katılım bankacılığı, kâr ve zarara katılma esasına göre fon toplayıp; ticaret, ortaklık ve finansal kiralama yöntemleriyle fon kullandıran bir bankacılık modelidir.... Bireysel Emeklilik Caiz midir? Bireysel emekliliğin gayesi, insanları çalışma hayatları süresince düzenli ve uzun vadeli tasarrufa yönlendirmek ve emeklilik dönemlerinde de, oluşan bu birikimler sayesinde ekonomik açıdan rahat etmelerini sağlamaktır.... İnsanları mahfeden Sözler İnsanları mahfeden Sözler Günümüz insanı konuşmalarına dikkat etmiyor. Bazıları gerçekten çok güzel dilbilgisi kurallarına uyuyor.... Sual Kiracıdan depozit almak ve bu depoziti kullanmak, depoziti Türk lirası olarak verip Türk lirası olarak almak caiz midir?CEVAPKiracıdan depozit almak caizdir. Alınan bu depoziti daha sonra kiracının izni ile kullanmakta mahzur yoktur. İzinsiz kullanılması tahrimen mekruhtur, haramdır. Kiracı razı olursa, Türk parası olarak alıp Türk parası olarak iade etmek caizdir. Fakat birkaç sene sonra Türk lirasının değeri düşer. Değeri düşmüş parayı kiracıya verirken biraz düşünmek gerekir. Bunun için depozitleri altın olarak vermek çok iyi olur. Fazla bir kayıp söz konusu emanet demektir. Emaneti de izinsiz kullanmak caiz olmaz. Bunun gibi, filancaya götürmek üzere emanet bir kilo elma alan kimsenin, verenin rızası olmadıkça, onları yiyip de, daha kalitelisinden alarak başka elmaları götürmesi caiz olmaz. Emanete hıyanet etmiş Evimi sattım. Satın alan şahıs, kapora da verdi. "Birkaç gün sonra gelir paranın tamamını veririm" dedi. Bir ay geçtiği halde gelmedi. Evi başkasına satmam caiz midir?CEVAPAlıcı sözünde durmadığı için evinizi satarsınız. Gelince kaporasını da verirsiniz. Sual Bazı simsarlar, alnı terlemeden komisyon alıyor. Sadece aracılık yapıyor. Bunların aldıkları para haram olmuyor mu?CEVAPTellal [Komisyoncu], mal sahibinin izni ile, malı kendi sattığı zaman, komisyon ücretini satıcıdan alır. Müşteriden bir şey istemez. Çünkü hakikatte malı satan kendisidir. Burada tüccarlar arasındaki âdete bakılmaz. Eğer komisyoncu, satıcı ile müşteri arasında aracılık yapıp, malı, satıcı bizzat kendisi satarsa, komisyon ücretini, âdete göre, satıcı veya müşteri veya her ikisi ortaklaşa verir. Redd-ül MuhtarKomisyonculuk kötü bir meslek değildir. Beden işçileri terleyebilir. Fikir işçilerinin alnı terlemiyor diye kazandıkları haram olmaz. Kimi çalışmadan da terler. Ter akıtmak ölçü Emlakçı vasıtası ile gayri menkulü satılığa çıkarıp, alıcı çıkınca, komisyon vermemek için, satıştan vazgeçildiği söylense caiz mi? CEVAPHayır, hak almakSual Özel ders veren bir arkadaşın, kendisine bulduğumuz her öğrenci için, bize vereceği komisyonu almamız caiz olur mu?CEVAPEvet, almak için komisyonSual Özel bir iş yerine girebilmem için, bir tanıdık, Ben patronu tanıyorum, eğer bana üç aylık maaşını verirsen, seni işe aldırırım dedi. Bu, caiz olan komisyona girer mi? İşsiz ve zor durumda olduğum için, bu teklifi kabul etmem caiz midir?CEVAPEvet, caizdir. Din kitaplarında, Dinini, malını ve canını korumak ve hakkını kurtarmak için, bir şey vermek caiz olur parası almakSual Kiralanan dükkân için hava parası istendiği oluyor. Dinimize göre de hava parası vermek caiz olmadığına göre, istenen parayı verip dükkânı tutabilmek için ne yapmak gerekir?CEVAP Dükkânı tutmak gerekiyorsa, para vermek zorundaysa, mesela dükkân sahibinin eski bir sandalyesini, vereceği hava parası kadar fiyata satın alabilir. Buna da imkân yoksa, parayı verip dükkanı tutar. Hava parası verene değil, alana günah vermekSual Kapora verme işi, daha çok ev veya araba satarken oluyor. Satıcı, Bize kapora ver ki, evi veya arabayı başkasına satmayalım diyor. Alıcı daha ucuz ev veya araba bulunca satıştan vazgeçiyor. Aldığı kapora satıcıya helâl olur mu?CEVAPYapılan satış sözleşmesini, tek taraflı olarak alıcı da, satıcı da bozamaz. Bozarsa bozması geçerli olmaz. Tek taraflı bozulmuşsa sözünde durmamış olur. Günaha girer. Kapora geri verilir. Her iki tarafın rızasıyla sözleşme bozulmuşsa, yine kapora iade edilir. Sözleşmeden vazgeçtiği hâlde, kaporayı vermemek haram olur. Aradığınız kelime sarı renk ile işaretlenir. Yazı boyutu WhatsApp Yazıcı Emanet mal Sual Emanet ne anlama gelir, çeşitleri var mıdır ve emanet olarak bırakılan malı kullanmanın mahzuru olur mu? Cevap Mecellenin 762. Maddesinde; güvenilen kimseye bırakılan mala Emanet denir deniyor. Emanet de üçe ayrılır 1- Vedî'adır ki, güvenilen kimseye saklamak için verilen maldır. Söz veya hâl ile yapılan icab ve kabul ile hasıl olur. Veren ve alan, diledikleri zaman vazgeçebilir, fesih edebilir. Baliğ olmaları lazım değildir. Parasız Vedî'a zayi olursa, kaybolursa ödemez. Ödemesi şart edilirse, sözleşme batıl olur. Ücretli olan Vedî'a helak olunca, ödenir. Mümkün ve faydalı şartla Vedî'a sözleşmesi caizdir. Vedî'a olan malı kendi malı gibi saklar. Vedî'a olan hayvanın nafakası, sahibine aittir. Vedî'a, sahibinden izinsiz kullanılamaz ve vedî'a, ariyet, kira, rehin ve ödünç verilemez ve sahibinin borcunu, onun izni olmadan ödeyemez. Bunları izin ile yapabilir. Sahibi isteyince aynen geri vermesi lazımdır. Ödemezse gasbetmiş olur. Vedî'a olan paranın da kendisini verir, başkasını veremez. 2- Kira veya ariyet olarak verilen emanettir. İcab ve kabul ile hasıl olurlar. Baliğ olmaları şart değildir. Ariyet, bedelsiz kullanmak demektir. Ariyet hayvanın nafakası, kullanana aittir. Zaman, mekân ve istifade şekli sınırlı olarak ariyet vermek caizdir. Şartsız ariyet verilen eve, dükkâna, tarlaya dilediğini koyabilir. Ariyet alan, bunu vedî'a verebilir. Kiraya ve rehin olarak veremez. Sahibi isteyince veya sözleşmedeki müddeti bitince, geri vermesi lazım olur. 3- Sözleşme olmadan ele geçer. Mesela, rüzgârın getirdiği mal emanet olur. Sual Emanetçilik yapıyorum. Bir yolcunun valizini yanlışlıkla başka birine vermişim. Yolcunun valizini ödemem gerekir mi? CEVAP Ödemeniz gerekir. Çünkü siz, onu ücretsiz, Allah rızası için saklamıyorsunuz. Sırf ücret almak için saklıyorsunuz. Yani onu saklamak sizin vazifenizdir. Mesleğiniz emanetçiliktir. İhmaliniz olmasa da ödemeniz gerekir. Güvenilen kimseye saklamak için verilen mala emanet denir. Parasız bırakılan emanet, kaybolursa ödenmez, ücretli olan ödenir. Mecelle Sual Biri, bana bir miktar para bıraktı. Masamın çekmecesine koydum. Çekmeceyi kilitlemeden tuvalete gittim. Gelene kadar parayı biri almış. Bu parayı ödemem gerekir mi? CEVAP İhmaliniz yoksa ödemeniz gerekmez. Fakat çekmeceyi açık bırakmak bir ihmaldir. İhmali olan öder. Eğer çekmeceniz kırılıp para alınsaydı, o zaman ihmaliniz olmadığı için ödemeniz gerekmezdi. Kendi paranızı ceketin iç cebine, emanet parayı ceketin dış cebine koymak da, ihmaldir. Emaneti en az kendi paramız kadar iyi yere saklamamız gerekir. Emanete riayetin dindeki yeri büyüktür. Müminun suresinin başında, kurtuluşa eren müminlerin vasıfları bildiriliyor. 8. âyette de bunların emanete ve ahitlerine riayet ettikleri açıklanıyor. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki Şu altı şeyi yapacağınıza söz verin, ben de size Cennete gireceğinize söz vereyim. Bunlar, namaz kılmak, zekat vermek, emanete riayet, zinadan sakınmak, helal yemek ve dili [elfaz-ı küfr, yalan, gıybet, lanet, malayani gibi] kötü sözlerden korumaktır. [Taberani] Allah yolunda savaş, bütün günahların affına sebeptir. Fakat emanete hıyanetin affına sebep olmaz. Böyle biri [Allah yolunda öldürülen] kıyamette, emaneti ödemeyince Cehenneme atılır. [Beyheki] Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur. [Taberani] [Burada imanı yok demek kâmil imanı yok, imanı zayıf demektir.] En kötü şey, emanete riayet etmemektir. Çünkü emanete riayet etmeyenin dini yoktur. Onun namazı da, zekatı da kabul olmaz. [Bezzar] [Kabul olmaz demek, sahih olmaz demek değildir. Namazı ve diğer ibadeti sahih olur, borçtan kurtulur. Fakat namaz ve zekattan hasıl olacak büyük sevaplara kavuşamaz demektir.] Kıyamete yakın, insanlar, alışverişlerinde, birbiriyle olan münasebetlerinde emaneti gözetmezler. Güvenilir insan çok azalır. "Falanca yerde güvenilir bir insan varmış" denir. O insanın kalbinde de hardal tanesi kadar iman yoktur. [Müslim] Emanete riayet edilmezse, zekat zorla verilirse, ilim, dine hizmet için değil de, para ve makam için öğrenilirse, kişi, hanımının meşru olmayan arzusuna itaat eder, ana-babasına isyan ederse, fâsık ve ehil olmayanlar işbaşına getirilirse, kötülüğünden korkup zalime hürmet edilirse, gayrı meşru ilişkiler, çalgılı-içkili yerler çoğalırsa, yeni nesil öncekileri [Eshab-ı kiramı ve diğer âlimleri] kötülerse, o zaman çeşitli belaya maruz kalırlar. [Bezzar] Sual Arkadaşa Makinene iyi denirse 50 ye aldım, kötü denirse, getiririm dedim. Birine 60 a sattım. Arkadaşa 50 versem caiz mi? CEVAP Caiz olmaz. Çünkü malı henüz kesin olarak satın almamıştın. Emanet duruyordu. Emaneti satmak caiz olmaz. Sual Emanet bırakılan parayı kullanarak, para kazanmak haram olur mu? CEVAP Evet, haram olur. Kazanılanı fakire vermek gerekir. Eğer ödünç olarak veya kullanmak için izin alınsaydı, o zaman mahzuru olmazdı. Emanete riayet Sual Emanet alınan bir şeyin yerine bir başkasını vermekte veya değerini ödemekte mahzur var mıdır? CEVAP Emanet verenin rızasıyla caiz olur. Ancak emanete riayet etmek, zarar vermeden aynısını iade etmek gerekir. Emanete zarar gelmişse ödemek lazımdır. Emanete riayet konusunda Peygamber efendimiz buyuruyor ki Lokman aleyhisselama, bu dereceye nasıl eriştiği sorulunca, şu üç şeyle eriştiğini söyledi 1- Emaneti yerine vermekle, 2- Doğru söylemekle, 3- Malayaniyi [faydasız söz ve işi] terk etmekle. [İ. Ahlakı] Allahü teâlâ, Cennete girecek Müslümanları överken mealen buyuruyor ki Onlar, emanete riayet ederler [güzelce kullanıp, yerli yerine verirler], sözlerini yerine getirirler. [Kendi aralarındaki sözleşmelere uyarlar ve Allahü teâlâya karşı vazifelerini yerine getirirler.] [Müminun 8] Celaleyn tefsiri Emanet çalınırsa Sual Güvendiğimiz bir arkadaşa emanet olarak verdiğimiz para veya bir mal çalınırsa, arkadaş bunu ödemeye mecbur mudur? CEVAP Güvenilen kimseye, saklamak ve korumak için verilen mala emanet denir. Böyle bir emanet, kaybolur veya çalınırsa, ödemek gerekmez. Mecelle Emanete kendi malı gibi bakarken, kaybolur veya çalınırsa ödemez, ama ihmali varsa öder. Mesela emanet parayı dış cebine, kendi paralarını iç cebine koyarsa veya kendi parasını çelik kasaya, emanet parayı açığa koyarsa, dış cepteki veya açıktaki para çalınırsa, emanet alanın ihmali olduğu için, paraları ödemesi gerekir. Türkçe karakterler İhlas VakfıDünya İçin Paylaşma Vakti Online Bağış Yapmak İçin Öncelikle "Başkanlarının rızası olmadan mallarını ellerinden almak caiz olmadığı gibi, kaybettikleri mal ya da eşyaları alıp sahiplenmek de caiz değildir" açıklaması getiren Diyanet, bulunan paranın sahibine verilmek üzere çevreden şahit tutularak alınabileceğini kaydetti. Diyanet, "Kendine mal edinmek üzere alınması, başkasının malını gasp etmek hükmündedir" ifadesini kullandı. Diyanet, buluntu para konusunda takip edilecek yöntemi, "Bulunduğu yerde bırakıldığı takdirde telef olmasından korkulan bir şeyi sahibine vermek üzere almak vacip; telef olmayacak şeyleri almak ise mubahtır" sözleriyle açıkladı. EMANET PARA "Bulunan paranın sahibi çıkar ve kendisine ait olduğunu ispat ederse teslim alır" diyen Diyanet, bu nedenle bulunan paranın, sahibine verilmek üzere alanın yanında 'emanet' durumunda olduğunu vurguladı. Diyanet, "Bulunan parayı elinde bulunduran kimse bunu bir süre ilan eder ve bekler" dedi. KENDİSİ DE KULLANABİLİR ANCAK... Diyanet, devamındaki süreci ise şöyle bildirdi "Sahibi çıkmazsa yoksullara paranın sahibi adına sadaka olarak verir. Kendisi muhtaçsa kullanabilir. Ancak sahibi daha sonra çıkarsa geri vermek zorundadır. Sahibinin aramayacağı düşük değerli şeyler ise beklemeye gerek kalmaksızın ihtiyaç sahiplerine verilebilir; bulanın ihtiyacı varsa o da kullanabilir." Diğer Yaşam Haberleri için tıklayın

emanet parayı kullanmak caiz mi