u6WY6. Anne ve babalar bebeklerinin cinsiyetlerini öğrendikten sonra çocuklarına isim olarak ne koyacaklarını düşünmektedirler. Bizde bu yazımızda B harfi ile başlayan bebek isimlerini ve anlamlarını sizlerle paylaşacağız. B ile başlayan bebek isimleri ve anlamları, b ile başlayan kız isimleri, b ile başlayan erkek isimleri, anlamlı b harfi ile başlayan isimler, kız isimleri, erkek isimleri, kız bebek isimleri, erkek bebek isimleri, yeni kız isimleri, yeni erkek isimleri, en güzel b harfi kız isimleri, en güzel b harfi erkek isimleri, dini b harfi kız isimleri, dini b harfi erkek isimleri, kuranda geçen kız isimleri, kuranda geçen erkek isimleri, yeni doğan kız bebek isimleri, yeni doğan erkek bebek isimleri ve anlamları, hazır kız isimleri ve hazır erkek isimleri bu sayfamızda yer alıyor. B Harfi İle Başlayan Erkek İsimleri Bager Karla birlikte esen şiddetli rüzgar,fırtına Baha Değer, güzellik Bahadır Yiğit, kahraman, atak, gözünü daldan budaktan esirgemeyen Bahattin Dinin güzelliği. Bahri Denizci, denizle ilgili Baki Kalıcı, sürekli Balamir Tarihimizde bir kağan, hükümdar Baran Ulu, yüce, yüksek, iri. Baransel Güce, kuvvete ait Baray Ezeli, öncesi olmayan, öncesiz. Barbaros Büyük denizci, kırmızı sakal Barın Güç, kuvvet. Barış Uzlaşma, sulh. Barlas İyi savaşçı BarkınGezip, dolaşan, seyyah, gezgin Bartu Eski bir hükümdar. Bartunç Güçlü tunç. Basri Gören, görme ile ilgili, görebilmek. Başer Başta gelen kimse, başta gelen er. Başhan Hanların başı. Başol Lider ol, başa geç. Batıhan Batının sultanı, hanı Batın İç, gizli, görünmeyen 99 isminden biri. Batıray Yiğit Ay, hem yiğit hem ay gibi. Batu Güçlü Batuhan Güçlü Kuvvetli Handır. Altınordu devletinin kurucusu Batuhan. Batur Kahraman Baturalp Yürekli yiğit, yiğitler yiğidi. Baturay Hem yiğit hem Ay gibi olan. Baybars Bir cins kaplan. Bayezid Birçok Osmanlı şehzadesinin ortak adı. Bayhan Zengin han, bay ve han kelimelerinden meydana gelmiştir. Bayındır İmar edilmiş, onarılmış. Baykal Yabani at. Orta Asya’ da büyük bir göl ismidir. Baykan Soylu kimse, zengin ve soylu Baykara Doğan türünden yırtıcı bir kuş. Baykurt Malı mülkü çok olan kurt, zengin ve kurt gibi olan. Baykut Kale muhafızı, zengin. Bayram Toplumsal özel kutlama günleri. Neşe, sevinç, kutlama. Baysan Varlıklı ve ünlü kişidir. Baysu Varlıklı ve su gibi değerli. Baytal Kısrak. Bayır, yokuş. Baytekin Zengin ve biricik, varlıklı şehzade. Bedir Ayın ondördüncü gecesi. Dolunay hali. Bedirhan Ay+ Han gibi Bedir + Han. Ay gibi parlak ve tam han, hükümdar manasındadır. Bedrettin Ayın ondördü gibi ışık saçan, temiz ve yüce. Dinin dolunayı. Bedri Ay gibi, aya benzeyen, Aya ait. Behçet Sevinç, güzellik Behlül Çok gülen, hayır sahibi, güleryüzlü. Behman Güleç, iyi huylu, hep gülen. Behram Merih Mars yıldızıdır. Her ayın 20. Günü manasındadır. Farsça bir isimdir. Eski İran hükümdarlarından da birinin adıdır. Behzat Doğuştan iyi, soylu kişi. Bekir Sabahları erken kalkmayı alışkanlık edinen, çalışkan ve cömert kimse manasındadır. Bektaş Akran, eş, yaşıt. Hacı Bektaşi Veli tarikatın mensubu olan kişidir. Belemir Peygamber çiçeği,mavikantaron olarak bilinen çiçek Bendis Yunan mitolojisinde Ay tanrıçası. Benhur Özgürlük. Bera İlim ve irfan sahibi üstün erdemli kişi, fazilet. Seçkin olma vasfı. Beran Kötülükten uzak, erdemli Berat Bir buluştan, bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge, patent. Nişan, rütbe. Beray Ayın en ışıltılı en parlak hali. Berdan Çukurova yöresinde bir nehir ismi,hoş kokulu dağ otu. Beren Güçlü, kuvvetli, akıllı anlamlarındadır. Berge İz, eser. Berhan Han soyundan, Hanla ilgili, han üzerine. Berin Soylu, yüce kişi Berk Sert, katı, sağlam, kuvvetli, şimşek, arı, yaprak Berkalp Sağlam yiğit kişi. Berkan Parıltı,parıldama. Berkant Sağlam ant. Berkay Işığı güçlü ay. Berker Güçlü, sağlam kişilikli kimse. Berkin Sağlam güçlü. Berksu Sert su. Berktan Günün aniden ağarması. Berktuğ Berk sağlam sancak, tuğ Osmanlıda bir nişan demektir. Bersu Suyun berrak hali. Bertan Sabahın en erken meyvesi, şafak yemişidir. Berter Yetenekli, üstün, değerli. Bertuğ Engel tanımayan, güçlükleri aşan. Berzah İnsanların ölümden sonra kıyamete kadar bekleyeceği yer. Berzan Kam, şaman, yol gösteren. Besim Güler yüzlü, güleç adam. Beşir Müjde getiren müjdeci Beyazıt Osmanlı şehzadelerinin ortak adı Beycan Saygın ve çelik gibi güçlü kimse. Beydoğan Zengin doğan. Beykan Soylu olan kimse. Beyna iki el arasındaki sevgi anlamındadır, Kur’an da yer alan bir kelimedir. Beytullah Allah’ın evi, Kâbe. Bilal Su gibi ıslatan, ıslaklık, ıslaklık Bilgetürk En bilgili Türk. Binali Ali’nin oğlu. Birhan Tek hükümdar manasındadır. Birhat Derin huylu, güzel ahlaklı. Birkan Soylu Birol Tek ol, anlamında Boğaç Dede Korkut hikâyelerindeki bir kahraman. Küçük yaşta bir boğayı öldürüldüğü için yiğitliğini simgelemek adına kendisine bu isim verilmiştir. Boğaçhan İnanılmaz derecede güçlü, insanüstü gücü olan. Bora Şiddetli fırtına Borahan Hükümdar, yönetici. Boran Ardından yağış getiren şiddetli rüzgâr Boranalp Sert yiğit. Boray Cesur, yürekli, örnek insan. Bozkurt Türklerin Orta Asya’dan çıkışında yol gösterdiğine inanılan efsanevi kurt. Bozok Özel ezgili türkü. Buğra Erkek deve demektir. Bir diğer manası da turna kuşudur. Buğrahan Yürekli hükümdar, korkusuz hakan Bulut Havadaki su buharı kütlesi Bumin Baykuş, Göktürk devletinin kurucusu. Bura Burası,bu yer. Burak Hz. Muhammedin Miraçta bindiği efsanevi bineğe verilen isimdir. Burhan Delil, kanıt, İlah, put manalarını taşır. Burhanettin Dinin kanıtı, dinin delili, isbatı. Burkan Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad. Burkay İncinmiş kimse. Bülent Yüksek, ulu. Bünyamin en küçük oğlunun adıdır. B Harfi İle Başlayan Kız İsimleri Bade Şarap, aşk, sevgi Badegül Bade ve gül kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiş bir isimdir. Badem Gülgillerden ülkemizin her bölgesinde yetişen ağaç türüdür, bu ağacın yaş ve kuru yenen meyvesine verilen isimdir. Bağdagül Bahçedeki gül. Bahanur Bir şeyin değeri,bedeli. Bahar İlkbahar. Bahriye Deniz ile ilgili. Balım Bal,şeker. Balca Bal damlası Banu Kadın, prenses Baria Güzel, tam, mükemmel, üstün. Barika Işık, parıltı, şimşek yıldırım parıltısı Başak Tahılların tanelerinin bulunduğu kısım Başar Başarılı ol anlamında Bayzar Aydınlık, ışıltı. Bedia Güzellik, üstün değerli olan. Bediha Beğenilen, takdir edilen. Bediz Açık, belli, görünen; süs bezek, bediş. Bedran Hoş,latif. Bedriye Ayın on dördüncü geceki haliyle ilgili. Begüm Hanımefendi. Behice Güleryüz. Behiye Güzel, hoş, çekici Behra Onun için,ondan dolayı, onun sayesinde. Belçim Çim yaprağı. Belçin Dağ gülü. Belen İki dağ arasından geçen yol, geçit; tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe. Belgin Kesin, tam, kusursuz. Belin Korku, şaşkınlık, hayret Belinay Ayın gölün yüzeyine yansıması, peygamber çiçeği. Belis Aşkın ilk meyvesi. Beliz İşaret ve iz. Belkıs Efsanevi kraliçe Belma Uysal, sakin. Benan Parmakla gösterilecek kadar güzel. Benay Çok güzel, ay yüzlü, ay gibi parlak. Bengi Sonsuz Bengisu İnsana ölmezlik verdiğine inanılan su, Abı – hayat Bengü Sonsuz, ebedi, sonu olmayan. Benice Ölümsüz, sonsuz Bennu Hayali bir kuş. Bennur Ben nur gibi parlak ve güzelim anlamında kullanılan bir ad. Bensu Su gibi aziz benlik BerçinToplayıcı. Berfin Kar gibi beyaz. Berfu Kar tanesi. Bergin Güçlü, sağlam. Bergüzar Anılmak için verilen şey. Beria Güzellik ve olgunlukta akranlarından üstün olan. Berika Şimşek ışıltısı. Beril Mavi yeşil renkli değerli bir madendir. Arınmış, aklanmış. Beritan Yayla kızı. BerivanDağda açan çiçek. Berna Gençlik, dirilik, enerji, delikanlı. Berrak Duru, temiz, şeffaf Berran Keskin, kesici Berre Temizleyici, arındırıcı.* *Peygamberimiz hanımlarından ikisinin ilk isimlerini değiştirmiştir. Biri Cüveyriye, diğeri Zeynep Binti Cahş annemizdir. Her ikisinin ilk isimleri “Berre” idi. Ayrıca üvey kızının adı da “Berre” iken onu “Zeynep” olarak değiştirmiştir. Berre manası temizleyicidir. Ancak ” o kendi nefsini temizler” diyerek kibir ve gurura sebep olmaması için değiştirmiştir. Berrin Karada yaşayan, yüksek yüce Berru İyilik eden, iyiliği ve mükâfâtı çok olan, sözünü yerine getiren. Bersu Suyun berrak hali. Berşan Bir peygamberin din ve kitabını kabul eden kişi. Ümmet. Besime Tebessüm eden, gülen Besra Seçkin kimse, dürüst insan. Beste Ezgilerin özgün dizimi Betigül Gül yüzlü. Betül Namuslu, temiz, iyi. Beyaz Pür, saf, temiz. Beyaz renk ismi Beyda Tehlikeli yer, mevkii. Mekke ve Medine arasındaki bir çöl Beyhan Beylik yöneticisi Beylem Açılmamış pamuk kozası, çiçek buketi. Beysu Güçlü akan su. Beyza Bembeyaz. Saf, günahsız, katıksız Beyzanur Işık saçan nur. Bembeyaz ışıklı. Bige Evlenmemiş, bakire kadın. Bihter En iyi, daha iyi, pekiyi Bilgem Bilgili, ahlaklı Bilge Bilgili, ahlaklı, derin bilgi sahibi kimse. Bilgen Bilen, bilgili Bilgesu Bilge ve su isimlerinin birleşimden oluşmuş. Billur Kristal, şeffaf Binay Bin tane ay. Bingül Bin tane gül. Bingün Bin tane gün. Binnaz Çok nazlı Binnur Çok ışıklı, aydınlık Bircan Biricik ve cana yakın. Birce Biricik, bir tanecik Birgen Yalnızlığı seven, yalnızlığa alışık Birgül Tek ve benzersiz gül. Biricik Tek olan, eşsiz Birke Suların biriktiği yer. Birsel Bir sel gibisin, bir selsin. Birsen Yanlızca sen. Birsev Tek sevgili. Birsin Biriciksin, teksin, eşin benzerin yok Birsu Özel bir su biricik su gibi. Birşah Bir olan şah, hükümdar. Birşen Sevinci eşsiz, tek olan. Birtek Eşi benzeri, ikincisi olmayan, biricik; çok sevilen; bir ve tek olan. Bucak Genellikle, geniş verimli bakımlı alanlara verilen ad Köşe bucaktaki anlamı gibi Buçe Gökten düşen ilk kar tanesi, aynı zamanda cennette bulunan sarmaşığın ismi. Buğçe Cennette bulunan sarmaşığın ismi aynı zamanda yere düşen ilk kar tanesi. Buğlem Cenneti müjdeleyen melek. Buket Çiçekler topluluğu Bukra Sabah. Bulca Bulunmuş bir biçimde. Bulem Cenneti haber veren melek Burcu Güzel koku, güzel kokan. Burçak Baklagillerden bir bitkidir. Burçe Küçük takım yıldızı. Burçin Dişi geyik Buse Öpücük. Busenur Nurlu öpücük. Büşra İyi haber İsim arşivimize bu sefer Farsça erkek isimleri ve yeni nesil modern Farsça dilinde erkek isimler ve Türkçe anlamlarını bulacaksınız. Yazımızda yüzlerce Farsça isim ve anlamı yararlı olur. Nefes ⇔ Farsçadan gelen nefes kelimesi, yaşamın kayanğı demektir. Berfu ⇔ Farsça’dan gelen Berfu kelimesi kar tanesi anlamındadır. Laden Farsça olan laden kelimesi bir çeşit bitki türüdür. Efsa Farsca’da sihirbaz anlamındadır. Simin Farsça olan kelime Simin parlak anlamındadır. Rehda Nüvit Cemail Mehran⇔ Sevecen, şefkatli. Nazik, iyiliksever. Şerdil ⇔ Cesur, yürekli, yiğit kimse Cenkay Şulan⇔İran’ıın Hasanabad Kırsal Bölgesi’nde bir köy adı. Özdem⇔Öz varlığı, kişiliği güçlü kimse. Berdan ⇔Hoş kokulu dağotu Nilhan ⇔Nil havzası hanlarından Serbay⇔Önder, lider, başta gelen. Hercai⇔Hiçbir şeyde kararlı olmayan veya konudan konuya geçiveren Babürşah⇔Kaplan gibi şah. Zaven⇔Destekçi, taraftar. Yardımcı. Keyhan⇔ Dünya Farzin⇔Bilgili kimse Çekdar⇔Mülk sahibi ile kullanan ekici, çiftçi arasında bulunan bir ara kiracı. Tanzer⇔Sarı altın renginde tan yeri. Müjdat⇔Sevinçli haberler Ercihan⇔Dünyanın,cihanın tanıığı erkek Behram⇔Eski İran dininde yolcuları korumakla görevli olduğuna inanılan melek. Serkut⇔Talihli insan. Mâhur⇔Müzikte bir makam Farşid⇔Çok parlayan,ışıltı,görkemli Baver⇔İnanmak Tuvana⇔Gücü yerinde,kuvvetli Ziran⇔Kimyon baharat türü Beyzade⇔Beyoğlu,soylu Ardak⇔İran’ın Kazvin Eyaleti’nde bir şehir. Beybolat⇔Çelik gibi güçlü kişi Abendam⇔Su gibi berrak Hümay⇔Hüma kuşu Şehlevent⇔Leventlerin şahı, boylu boslu, Dilâver⇔Yürekli Şinaver⇔Suda yüzen Erencan⇔Deneyimli,akıllı Cihandar⇔Dünyaya egemen hükümdar Taypars⇔Pars gibi güçlü Seralp⇔Baş yiğit Boratav⇔Fırtına gibi hızlı olan kişi Ardaş⇔Dua,niyaz Aryen⇔Antik Hint-Avrupa dil ailesine bağlı Hint-İran dilleri konuşmuş halkların kendilerini ifade ettikleri isim. Baycan⇔Zengin,varlıklı Deryadil⇔Gönlü geniş Tezel⇔Çabuk iş gören Yezdan⇔Zerdüştlerin iyilik tanrısı Şinasi⇔Tanımaya, anlamaya özgü, tanımak Keyvan⇔Satürn Zuhal gezegeni. Cihanmert⇔Dünyanın en cömert insanı Efrasiyap⇔İranlı olmayan yiğit Mirkelâm⇔Güzel nazik konuşan kimse Tezelli⇔Çabuk iş gören Niyaz⇔Yakarma,yalvarma Teber⇔Bazı dervişlerin taşıdıkları sapı uzun, keskisi ayça biçiminde, küçük balta Hanedan⇔Hükümdar veya devlet büyüğü gibi bir kimseye dayanan soy, büyük aile. Bent⇔Bağ,zincir Hürcan⇔Özgür bağımsız kimse Sağcan⇔Sağlıklı kimse Pakalın ⇔ İyi tanınmış kimse,dürüst Darcan ⇔ Aceleci,sıkıntılı kimse Gökberk⇔ Yeşil yaprak Paksan ⇔Temiz insan,namuslu kimse Ocan ⇔ Cana yakın Dizdar⇔ Kale muhafızı Bahtiyar ⇔ Mutlu Timurlenk⇔ Bir ayağının aksak olması nedeniyle Aksak Timur anlamındaki bu adla anılan Timurlular Hanedanı’nın kurucusu ve ilk hükümdarı. Serhun⇔ Asil bir soydan gelen kimse Kemter⇔ Daha değersiz Bayraktar⇔ Bayrağı taşıyan kişi Tezer ⇔ Çabuk hızlı kişi Berkcan ⇔ Sağlam, kuvvetl, Aryan⇔ İran’dan geçerek Kuzey Hindistan’a yerleşen halk veya bu halktan olan kimse Eşkan⇔ Prens Suhan ⇔ Söz,lakırdı Şebi ⇔ Gece Erimşah ⇔ Amacına ulaşmış hükümdar Tunacan ⇔ Görkemli kişi Suhrab ⇔ Suhrab veya Sohrab; Firdevsi’nin Şehname adlı eserinde adı geçen efsanevi bir savaşçı. İranlı bir savaşçı olan Rüstem’in oğludur. Rüstem, bir dülleoda onu öldürdükten sonra oğlu olduğunu öğrenir. Suhrab’ın kelime anlamı ise sudan gelen kızıllıkdemektir. Orcaner⇔ Kalede veya şehirde bulunanların yakın arkadaşı Beyzat⇔ Doğuştan soylu olan,bey kimse Hünkâr⇔Padişah sultan, Cengâver ⇔ Savaşçı silahşör Ferkan ⇔ Saygın bir soydan gelen kimse Babür⇔ Kaplan Zinar⇔ Zincir Aycan⇔Ey sevgili anlamına gelen kelime Hudaverdi⇔Tanrı verdi anlamına gelmektedir. Ateş⇔Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık. Sahrap⇔ şanlı, parlayan veya kırmızı su anlamına gelir. Şehâlem⇔Evrenin hükümdarı Karacan⇔Esmer tipli Ercan⇔Yiğit,canlı kimse Merdin⇔Sert anlamında Cemali⇔güzellik, ikram, ihsan, ince sanat gibi mânâları ihtivâ eden sıfatlarına verilen isim. Merdim⇔Mert kişi Cihaner⇔Dünyanın yiğidi Dağıstan⇔Dağlar ülkesi Kiyan⇔Krallık Dodan⇔Uysal,esnek Benazir⇔Eşsiz,tek olan Hükümran⇔Egemen olan,hakim Nerim⇔Pehlivan,yiğit Tezeren⇔Çabuk ulaşan Mirkan⇔Soylu,bey kanı taşıyan Erişah⇔Erginlişmiş hükümdar Pakman⇔Dürüst,temiz Şadi⇔Memnunluk,sevinç Pakbaz⇔Vefalı kişi,içten bağlı Key⇔İran’da efsanevi Keyyaniler Hanedanı’nın padişahlarına verilen unvan. Neyzen⇔Ney çalan kimse Akser⇔Namuslu,güvenilir Gökbaran⇔Gökten yağan yağmur Ercivan⇔Yiğit genç erkek Dânâ⇔Bilen, bilgili, zeki kimse. Erzade⇔Yiğit oğlu Doğanşah⇔Dünyaya gelen hükümdar Şahruh⇔Yüce ruhlu, görkemli, üstün kişilikli kimse. Cihanefruz⇔Dünyayı parlatan, aydınlatan kimse. Tez⇔Keskin,hızlı Kemandar⇔Yay tutan Yegân⇔Bir,tek Torcan⇔Çekingen,utangaç Servi⇔Uzun boylu Ferhun⇔Güçlü,şanlı bir aileden gelme Serazat⇔Serbest,özgür Sarvan⇔Deve süren kişi Halâskâr⇔Kurtarıcı Balâ⇔Yüksek, üst Agil⇔Göz ucuyla bakış Rüstem⇔İran’ın efsanevi ünlü pehlivanı ve savaşçısı. Velican⇔Can sahibi Okyar⇔Hareketli, Cavit⇔Sonrası olmayan,ebedi Ferman⇔Emir buyruk Yavuzcan⇔Güçlü kişiliği olan kimse Gürcan⇔ Canlı,kuvvetli Zeyrek⇔İlgi çekici,akıllı Danişment⇔Bilgin kişi Efgen⇔Yıkan,yıkıcı Vâlâşan⇔Şanı yüce İlbars⇔Ülkenin en kuvvetli kişisi Zülfü⇔Saç ile ilgili Derviş⇔Alçak gönüllü Fersan⇔Derisinden kürk yapılan bir kır sansarı. Âlemşah⇔Tüm dünyanın hükümdarı Cemşir⇔Arslan gibi yürekli hükümdar Hüsrev⇔Hükümdar,padişah Zoral⇔ Zoru başar Korcan⇔Ateşli,canlı kişi Behmen⇔Zeki Anlayışlı Semender⇔İran mitolojisine göre ateşten yaratılan ve ateşle yaşayan hayvan. Civanbaht⇔Mutlu şanslı İlimdar⇔Bilim sahibi kimse Yangâr⇔Çok vefalı arkadaş Fercan⇔Güçlü,parlak Tacver⇔Taç sahibi padişah Feridun⇔İran’da Pişdâdiyan sülâlesinin hükümdarı Yandil⇔Gönül arkadaşı Feramuş⇔Unutma Tezkan⇔ Kanı kaynayan Hezarfen⇔Çok bilen,elinden her iş gelen Civanmert⇔Cömert kişi Firdevsi⇔İran’ın ünlü şairi, Şehname’nin yazarı. Canay⇔Şirin,tatlı Hemdem⇔Birlikte yaşayan Fermani⇔ Buyrukla alakalı Güman⇔İnanç,kanaat Nejat⇔Nesil,yaradılış Bahti⇔Talih Hudayi⇔ Allah’ın yarattığı Serhenk⇔ Çavuş Şahsüvar⇔İyi ata binen Yaver⇔Yardımcı Dülger⇔Yapıların tahta işlerini yapan kişi Canel⇔İçten,candan Tezay⇔Hızlı,çabuk kimse Reviş⇔Biçim,tarz,tutum Diyan⇔Büyük,önemli Tebernüş⇔Daha küçük genç olan Avesta⇔Eski İran inancı olan Zerdüştlüğün kutsal kitabının adı. Mirsad⇔Gözetleyen kişi Efkan⇔Istırap ile haykırma Feray⇔ Ay ışığı Cansunay⇔ Canını feda eden kimse Cihannur⇔ Dünyayı aydınlatan,nurlu Taybars⇔ Pars gibi güçlü cocuk Suri⇔ Güneş Oğuzcan⇔ Gerçek dost Yiğitcan⇔ Güçlü korkusuz,kahraman kimse Pehlivan⇔ Güreşçi,boyu uzun kimse Gülal⇔ Gül gibi bir kadınla evlenen Revan⇔ Yürüyen,giden,akan Keyhüsrev⇔ Hükümdar,padişah Temircan⇔ Demir gibi sağlam kimse Merdan⇔ Erkekler,yiğitler Nilab⇔ Mavi sular Miranmir⇔Beyler beyi Miran⇔Beyler Ruşen⇔Aydınlık, parlak Afrin⇔ Şanslı,uğurlu Hümayun⇔Padişaha özgü Zorbey⇔Yenilmez bey Mihri⇔Güneşle ilgili Batucem⇔Üstün gelen Baybars⇔Zengin,varlıklı kişi Cem⇔İran mitolojisin şarabı bulan kişi Alar⇔Soylu,kahraman Keremşah⇔Eli açık cömert şah Levent⇔Yiğit denizci Şah⇔Hükümdar Cansun⇔Kendini göster anlamında Dervişhan⇔Alçak gönüllü hükümdar Server⇔Başkan,reis Gökcan⇔Mavi gözlü kimse Namdar⇔Namlı,ünlü Fer⇔Aydınlık,ışık Simavi⇔Yüz,çehre Ilıcan⇔Sıcakkanlı kimse Civanşir⇔Genç aslan Mihin⇔Büyük,ulu Reset⇔Layık,değer Erhun⇔Savaşmayı seven kimse Süvari⇔Gemi,kaptanı,atlı Sertaç⇔ Baş tacı Fehimdar⇔Zeka sahibi Şengül⇔Güler yüzlü Efser⇔ Taç Mirzat⇔Beyzade Neda⇔Bağırma,seslenme Hanzade⇔Hükümdar cocuğu Bedran⇔Yeşillik,bahçe Cihan⇔Evren alem Sercan⇔Sevilen Keykubat⇔Hükümdar Serdar⇔Komutan Pars⇔Yırtıcı bir hayvan Tilya⇔Üstün kimse,değerli Dağcan⇔ Ruhu güçlü kimse Caner⇔ Çok içten Bülent⇔Yüksek,yüce Reha⇔Kurtuluş Ara⇔Süsleyen,güzelleştiren Oğulcan⇔Çok sevgili çocuk Özcan⇔Gerçek dost olan kimse Mertcan⇔Sözün eri kimse Berşan⇔ Ümmet,cemaat Cihangir⇔Dünyayı zapt eden kimse Aref⇔Yetenekli,becerikli Mirgün ⇔ Güneş gibi doğan Nevşah ⇔ Genç hükümdar Sühan ⇔ lakırdı,dedikodu Ferah⇔ Açık,aydınlık Eflin ⇔ Eş,hayat arkadaşı Yekta⇔Eşsiz ,benzersiz Bahadır⇔ Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse. Serhan ⇔ Baş kağan Can⇔ Güç, dirilik Mirza ⇔ İranlılara özgü beyzade anlamında bir soyluluk sanı. Alamgir ⇔ Dünyanın fatihi Cansu ⇔ Can suyu Rüzgâr⇔Zaman,devir Şeyda⇔Sevda nedeniyle aklını yitirmiş kişi Mert⇔Sözü sözü bir olan Nubar⇔Erken hasat Alihan⇔Yüce,ulu hükümdar Aliyar ⇔Ulu, dost Yâren ⇔Arkadaş yakın dost Dara⇔Eski İran hükümdarlarından Serkan⇔Asil soydan gelen kimse Yâde ⇔ Sevgili aşık Serhat⇔ Sınır hudut Agâh⇔ Bilen bilgili Barsbay ⇔Yiğit cesur Duruşah⇔Özü temiz hükümdar Germiyan ⇔ Sıcak yer Beybars⇔ Pars gibi güçlü ve çevik olan bey,Memlük sultanı Boğatır⇔Savaşçı kimse Bolat⇔ Güç,kuvvet Canbolat⇔Güçlü kimse Canbulat⇔ Canbulat en-Naşirî. Mısır Memlûk sultanı. Cantaş⇔Arkadaş,yoldaş Cenger⇔Güreş Cimşit ⇔Mitolojide, İran’ın efsanevi dördüncü şahı. Dündar ⇔ Eski ordu düzeninde artçılık Cabil⇔ Vergi toplayan görevli Asef ⇔ Bağışlayan kimse German ⇔Alakalı Gülergün⇔ Neşeli, esenlikli gün Nev ⇔ Yeni,taze,genç Hüdaverdi ⇔ Allah verdi Hüdayi ⇔Allah’a mensup,Allahlık Hüdavent⇔Allah tanrı, Hüdavendigâr ⇔“Tanrı, hâkim, hükümdar, âmir, efendi, Kâmuran ⇔Arzusuna isteğine kavuşmuş mutlu. Kanpulat Karcan⇔Beyaz tenli Kerman ⇔ İran’da bir şehir Kermen ⇔Yüksek ve kalın duvarlı Kirmen ⇔ Elde yün, pamuk eğirmeye yarayan, tahtadan yapılmış iğ. Bende⇔Kul, köle Safter⇔ Düşmanın arasına daıp yaran kimse Selvi ⇔ Ağaç türü Şahan⇔ Güçlü ve güzel anlamında sevgi belirtmek için söylenir Şazi ⇔ Memnunluk,gönül rahatlığı Şeh ⇔ Tarikat kurucu Şehsüvar ⇔ Usta binici Şehzat⇔Saygıdeğer kimse Temürşah Timurcan⇔Demir gibi sağlam güçlü Zerin⇔Altından olan, altın gibi parlak olan Zülfi ⇔Saç ile, lüle ile ilgili Akçan ⇔ Temiz ruhlu kişi Sudi ⇔ Faydalı,kazançlı Berin⇔ En yüksek,yüce Mirhan⇔ Kadın hükümdar Cangiray⇔Dürüst samimi hükümdar Eldar⇔Bir ülkenin hakimi Efgan⇔Bağırma çağırma Azer ⇔İran ve Afganistan’ın resmi takvimi olan Güneş Hicri takviminin dokuzuncu ayıdır. Zade⇔Erkek evlat Mircan⇔Gerçek dost,değerli Ferda⇔Yarın,gelecek Efruz⇔Parlatan,tutuşturan Derman⇔İlaç,çare Kâmran⇔İstediğini alan kişi Selcen⇔Hareketli çoşulu kimse Kuday⇔Tanrı Firuz⇔Mutlu,sevinçli Abuzer⇔Altın suyu Ahter⇔Yıldız,talih Segâh⇔ üç-durak veya üçüncü durak, müzikte bir perde Serdal⇔İleri gelen kişi,önmli Karapars⇔Kuvvetli esmer kimse Şehzade⇔Hükümdarın oğlu Berter⇔Üstün,nitelikli Peyami⇔Haber,bilgi veren Bertan⇔Şafak yemişi Civan⇔Genç,delikanlı Kenter⇔Şehirli Lala ⇔Efendinin çocuğuna bakmakla yükümlü hizmetkâr Baha⇔Güzellik,zariflik Ziver⇔Süs Cenk⇔Savaş Erzan⇔Ucuz Nevres ⇔Yeni yetişen,körpe Vâlâ⇔Şanı yüce Nevsal⇔Yeni yıl Merter⇔Sözünün eri Tekcan⇔Çok değerli, eşsiz kişi Artaç⇔Temiz taç takınmış,güvenilir hükümdar Feyman⇔İyi ahlaka yönelme Mestan⇔Savruk kimse Paki⇔Temizlik,saflık Nevzat⇔Yeni doğmuş çocuk Şirvan⇔Aslan barınağı Pakel⇔İyi şeyler yapan doğru kimse Ercüment⇔Onurlu,şerefli kimse Nurşah⇔Aydınlık parlak Asan⇔Kolay Cemşit ⇔Mitolojide, İran’ın efsanevi dördüncü şahı Canda⇔Yürekte olan kimse Daver⇔Hakem,hakim Kervan ⇔Uzak yerlere ticaret malı ve yolcu taşıyan, at, deve, katır oluşan yük hayvanları katarı. Nihat⇔Doğa ,huy,yaratılış Paker⇔Dürüst, iyi kimse Babacan⇔Olgun,güvenilir kimse Şirzat⇔Aslan gibi güçlü Benam ⇔Meşhur,az bulunan Kalender⇔Gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan alçak gönüllü kimse. Feruzat⇔Hayırlı,kutlu Ejder⇔Hiddetli korkusuz Sezai⇔Uygun,yaraşır Erşat ⇔Mutlu erkek Çadır⇔Kadınların baş örtüsü İsfendiyar⇔İran mitolojisinde geçen hükümdarın ismi Pak⇔Temiz Akcan⇔Dürüst kimse Kahraman⇔Yiğit,cesur kimse Pakân⇔Azizler,ermişler Toycan⇔Çok genç,tecrübesiz Şader⇔Sevinçli kimse Nami⇔Şöhretli,namı olan Arcan⇔Özü saf Denizcan⇔Denizci,deniz insanı Dilyâr Mahya⇔Ramazan gecelerinde, camilerde iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandil veya elektrik ampulleriyle yazılan yazı veya yapılan resim. Nizar⇔Zayıf Ferzan⇔Bilim ve hikmet Ağacan⇔Yakın dost Bars⇔Asya ve Afrika’nın sıcak bölgelerinde yaşayan, postu benekli, bazen de düz siyah, çevik, yırtıcı, etçil, memeli hayvan. Zeycan⇔cana yakın Şadan⇔keyfi yerinde kimse Siyavuş⇔Yağız atlı Cankurt⇔Özü kurt gibi olan kimse. Pertev ⇔ışık,parkalılık Melikşah⇔hükümdar Cenker⇔savaşçı,savaş eri Erdil⇔Yürekli cesur anlamında Şahzade⇔Şahın erkek çocuğu Yadigâr⇔Hatıra, bir kimseyi veya bir olayı anımsatan şey veya kimse. Nevruz⇔Yenigün Farsça isim listelerimiz güncellenmektedir.. Sevgi, Allah'a giden meleklerin yıldızlara selamı gibi ruhu sevsin diye yaratmış. Ve o sevgiyi büyük bir alem yapmış, Gülen gözleri görmek, ruhun sevgi aleminde dolaşmasını adresini bilmemek ne korkunç… Aşıkların haberleşmesi için her şey vasıtadır. Ey ilkbahar ! Sen benim ona yazdığım bir mektupsun. Ona aşkımı nefes penceresi hava, ruhumuzun nefes penceresi ise aşktır. Ruhumun nefes almaması ne korkunç…Aşk, iki insanı eritip bir vücut yapar ve iki kanat takar. Yücelere doğru uçmak için kanat, kanat için de sevgi gerek…Taş iseniz, mihenk taşı olunuz, insan iseniz aşık olunuz. Aşk suyu ile yıkanan kalpler sevenlerin yüzü suyu hürmetine doğuyor. Victor Hugo /Sefiller/ victor hugo sefiller aşk aşk mektupları aşk mektubu mektup Show more notes Sayfa İçeriği Allah Aşkı İle İlgili Sözler Kısa, Allah Aşkı İle İlgili Sözler Mevlana, Allah Aşkı İle İlgili Sözler Facebook, Allah Sevgisi İle İlgili Sözler, Allah Aşkı İle İlgili Güzel Sözler, Allah Aşkı İle İlgili Anlamlı SözlerBu güzel sayfamızda sizler için Allah aşkı ile ilgili söylemiş en güzel sözleri hazırladık. Sayfamızdaki Allah aşkı ile ilgili anlamlı sözleri facebook, twitter ve whatsapp ile sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz. ALLAH AŞKI İLE İLGİLİ GÜZEL SÖZLER Manşet Sevmek bu kadar güzelse, kim bilir sevmeyi yaratan ne kadar güzeldir. Şems-i Tebrizi Aşk hep vardı da, biz onu insanlarda aradık. Aşkı anlat diye beş harf verildi. Kalp titreyerek, Allah dedi. Hiç vazgeçtin mi bir şeyden Rabbin razı değil diye?Allah ile olduktan sonra, ölüm de ömür de hoştur. Mevlana Dünya malına sevgi, Allah ile aradaki perdedir. Namaz kılmak, yalnız Allah’tan korkan müminlere, kolay gelir. Allah’ı çok anmak, cennet umudunu artıran bir işarettir. Gerçek aşkı bilen bir kalp, bir damla suya bile hürmetle bakar. Mevlana Allah’ı sevmenin belirtisi, O’na itaati sevmektir. Ahmed Havarî Herkes korktuğundan kaçar, yalnız Allah’tan korkan O’na yaklaşır. Ebu’l Kasım Allah, tevbe eden hatalı mü’min kulunu sever. Ali Zeynelabidin Sevmek bu kadar güzelse, kim bilir sevmeyi yaratan ne kadar güzeldir. Şems-i Tebrizi Netice itibariyle, her insan bir alemdir. Ve Allah alemlerin ki, gerisi vesairedir. Kapına geldik; aşkı öğret bize ve aşkını ver yüreklerimize. Allah aşkı başkadır efendim. Seni senden almaz, seni kendine getirir. Tevafuk diye bir şey var. Allah O’nu senin karşına çıkardıysa bunun bir sebebi vardır. Eğer imtihan oluyorsanız, bu, Allah’ın sizi unutmadığının müjdesidir. İhlas; bütün işleri, insanlara yaranmak için değil, Allah’ın rızası için yapmaktır. En büyük sermaye, Allah’a güvenip, insanlardan bir şey beklememektir. Herkes herkese bir lokma şey verebilir, ama boğaz bağışlamak, ancak Allah’ın işidir. Kalbin Allah’tan başkasına meyletmesi, Allah’ın azabını çabuklaştırır. İnsanı Allah’tan uzaklaştıran şeylere muhabbet etmek, bütün kötülüklerin başıdır. Kul Allah’ı arzu ederse, Allah her türlü engeli kaldırır ve Mevla’yı sevenler meşhur olur, Allah’ın sevdikleri ise gizlenmişlerdir. Muhammed Ebu’l Mevahib Sözü ve hareketleri ile sana Allah’ı ve ahireti hatırlatmayan kimse ile arkadaş olma! Dünyayı ele geçirmek için ahireti vermek ve insanlara yaranmak için Allah’ı bırakmak ahmaklıktır. Allah-u Teâlâdan ve O’nun dostlarından başkasına meyleden kalb, hasta demektir. Zikrin en üstünü, Allah’ı anmanın yasak olduğu zaman ve yerde O’nu anmaktır. Hazreti Ömer Müminde, ihlas ve pişmanlık bulunursa, Allah onun bütün günahlarını affeder. Allah’ı seven gönül, Allah için dikilmeyi, ayakta kalmayı, zorluklara katlanmayı da sever. Malik bin Dinar Enaniyet, insanın kibir ve gurura kapılarak Allah’a karşı kulluğunu unutmasıdır. İşi adaletle yap, buna gayret et; hiç bir zaman zulüm etme; Allah’a kulluk et ve O’nun kapısına yüz sür. İnsanların Allah’a en yakın olanı, O’nu en çok sevendir. Hazreti EbubekirKöpeklerin sahiplerine olan sadakati, senin Allah’a olan sadakatinden daha kuvvetli ise vay haline! Vehb bin Münebbih Allah için olan işte sevgi vardır. Dünya için olan işte sevgi yoktur. Dünyanın tabiatında sevgi yoktur. Aşık odur ki, Allah’tan aldığı aşk emanetini Allah’a verir. Aşk mezhebinden her şey yüce aşka kurbandır. Şems-i Tebrizi İnsanların sıkıntılarına katlanmak, Allah’ın beğendiği, Resûlullah’ın sevdiği ve evliyânın özendiği bir ahlâktır. Ey nefsim! Seni sen yapan benim, beni de ben yapan sensin. Ya yola gel beraber gidelim ya da yoldan çekil Hakk’a gideyim. Mevlana Allah, kendisine güvenene kesinlikle ama kesinlikle, sahip çıkar, onu korur. İnsanlara güveneni ise insanların eline bırakır. Arkadaşının ayıbını örtenin ayıbını Allah da kıyamette örter. Onun ayıbını açığa vuranın ayıbını da Allah açığa vurur. Hatta evinde bile onu rezil eder. Allah dostları kimlerdir? Allah’ı her şeye tercih ettikleri için, O’nun tarafından her şeye tercih edilenler. Zünnûn-i Mısrî Dünya, nefsin ve şeytanın tuzağıdır. Varlıkta imtihan, darlıktan daha zordur. Çünkü darlıkta hep Allah diyorsun, varlıkta aklına gelince söylüyorsun. Bu çok tehlikeli. “Allah’a teslim oldum” yerine, “Allah beni teslim aldı elhamdülillah” de. Çünkü herşey gibi sen de Allah’a fazl ve ihsanını isteyiniz. Şüphesiz Allah, kendisinden birşey istenmesini sever. İbadetlerin en üstünü sıkıntı halinde kurtuluşu sabırla beklemektir. Güzel ahlâklı kimse, edeplidir, az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. Bir yandan günah işleyip, bir yandan da, “Estağfirullah” demek, istiğfar değildir. Asıl istiğfar; Allah’ın emirlerine uymak, yasak ettiği şeylerden sakınmak, günahları terk etmektir. Allah kullarını cennetine davet ediyor. İslamiyet, cennet davetiyesinin adıdır. Bu davet herkese var. Müslüman, bu davete icabet edene, kâfir de reddedene denir. Ey taatlerin kendisini sevindirdiği ve isyanların kendisine zarar vermediği Rabbim! bana Seni sevdiren şeyi ver, Sana zarar vermeyen şeylerden beni bağışla. İsmail Hakkı Bursevî İnsan nefsini tanırsa Allah’ı tanır, nefisten kurtulmadıkça, insan kendini emniyette hissedemez. En büyük mücadele nefsle olmalı. Bu iş, Allah’ın dinine sarılmak yoludur. Her şey geçicidir. Ancak Allah bâkidir. Geçici şeylere gönül bağlamak aptallıktır. Sen de geçeceksin sevdiklerin de geçecek. Kalıcı bir şeye gönül bağlamak lazım. O da Allah’tır, Allah sevgisidir. Habib, Arapçada sevgili demek. Sevgili de çok sevilen, âşık olunan kimse demek. Daha çok karşı cinsten insanların birbirlerine duydukları aşırı sevgiyi anlatan kelimeler. Sevgi, hedefi ve miktarı doğru tespit edilmeyince insanın elinde patlayan bomba gibi etki kimseyi Allah’ı sever gibi sevmek insanı müşrik yapar. Bazı sevgiler vardır, bulanıktır, din açısından haramlığı şüphelidir. Peygamber sevgisinde de bazen bu bulanıklık söz konusudur Allah’a ait bazı özelliklerin önemli görülen kimselere de verildiğine şahit olmaktayız “Medet yâ Rasûlallah!” Yâ Rabbim yâ Rasûlalllah’ım!”, “Şefaat yâ Rasûlallah” Yani, sadece Allah’tan istenilmesi gereken şeylerin gerçek sahibi veya Allah’ın ortağı gibi ifadeler… Elbette Allah ve Rasûlü her insandan fazla sevilecek; bu imanın göstergesidir, sözümüz bu değil. İlaç gibi dosdoğru sevgilerdir bizi kurtaracak olan… Sözümüz, Rasûlullah’a “habîbullah” Allah’ın sevgilisi demenin doğru olmadığıyla ilgili. Bununla ilgili hadis kaynaklarında tek bir hadis rivayeti var; o da sahih değil. “…Elâ ve ene habîbullah ve lâ fahra… …Ben de habibullahım; bununla hiçbir gurura kapılmam…” Tirmizî, rivayet ettiği bu hadisin altına “Bu hadis garibtir” diye not düşme ihtiyacı hissetmiş. Dârimî’nin tahkikli Arapça nüshasında şu ifadeye yer verilmiştir “Hadis isnad yönünden zayıf bir hadistir.” “Sevgili” ve “aşk” kelimeleri yıpratılmış ve dejenere edilmiş kavramlardan. Bu tür yanlış anlaşılacak kelimelerin kullanılmaması Kur’an’ın emridir “Ey iman edenler! râınâ’ demeyin; unzurnâ’ deyin. Söylenenleri dinleyin. Kâfirler için acı verici bir azap vardır.” Peygamberimiz için, onu küçük düşürücü bir anlamda söylenen bir kelimeyi, yanlış anlaşılmayacak ama doğru şekilde meramı anlatacak kelime kullanarak değiştirmelerini emrediyor Kur’an. Yani, başkalarının farklı ve olumsuz anlam çıkarabilecekleri ifadelerin kullanılmasını yasaklıyor. Sevgili ve aşk kelimeleri de işte râınâ’ kelimesi gibi farklı anlama çekilebilecek tarzda kirletilmiş birer terimdirler. İki insanın karşılıklı ilişkilerini anlatan ve cinselliği çağrıştıran kelimeler. Tevhidin özü, Allah’ı şanına yakışmayacak her türlü özellikten uzak şekilde, O’nu hiçbir yaratığa benzetmemek ve yaratıklara ait zaafları ona nispet etmemek ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamaktır. Allah Sevgisi İçin "Aşk" Kavramının Kullanılması Doğru mudur? Arapça aslı ışk olan "aşk", sözlükte "şiddetli ve aşırı sevgi" anlamındadır. Aşk, bir kimsenin kendisini tamamen sevdiğine vermesi, sevgilisinden başka güzel görmeyecek kadar ona düşmesi" demektir. Lügat kitaplarında aşk kelimesinin sözlük anlamının, aynı kökten olup "sarmaşık" anlamına gelen "aşeka" ile yakından ilgili olduğu belirtilir. Buna göre sarmaşığın kuşattığı ağacın suyunu emmesi, onu soldurup zayıflatması ve bazen kurutması gibi aşırı sevgi de sevenin sevdiğinden başkasıyla ilgisini kestiği, onu sarartıp soldurduğu için bu duyguya aşk denilmiştir. Ayrıca hem tatlı hem de ekşi olan bir meyve çeşidine de "uşuk" denilir. Müslümanların literatüründe aşk, İlâhî ve beşerî olmak üzere başlıca iki anlamda kullanılmış, İlâhî aşka genellikle "hakiki aşk", beşerî aşka da "mecâzî aşk" denilmiştir. İlâhî aşk, geniş ölçüde tasavvufta işlenmiştir. Kelâma dair bazı kaynaklarda, tasavvuftaki aşk anlayışı tenkit edilmiştir. Kur'an ve sahih hadislerde "aşk" kelimesi geçmez. Sevgi, Kur'an ve Sünnette çoğunlukla "hubb" ve "muhabbet", bazen de "meveddet" kelimeleriyle ifade edilir. Allah sevgisiyle ilgili olarak Peygamberimiz gibi. Sahâbe ve ilk zâhidler de "aşk"tan kesinlikle söz etmemişler, bu kelimeyi İlâhî sevgi anlamında hiç kullanmamışlardır. İlk defa hicrî II. milâdî VIII. Allah ile kul arasındaki sevgiyi anlatmak üzere nâdiren de olsa "aşk" kelimesinin kullanılmaya başlandığını gösteren rivâyetler vardır. Baklî'nin naklettiğine göre mutasavvıflardan Ebu'l-Hüseyin en-Nûrî, "Ben Allah'a âşığım, O da bana âşıktır" dediği için kâfir olduğuna hükmedilerek memleketinden kovulmuş, daha sonra idam edilmek üzere cellâdın önüne çıkarılmış ve son anda asılmaktan kurtulabilmiştir. Bu rivâyetten de anlaşılacağı üzere âlimler, hatta ilk dönemlerde mutasavvıfların büyük çoğunluğu, Allah sevgisini ifade etmek üzere Kur'an ve Sünnette yer alan hub ve muhabbet yerine "aşk" kelimesinin kullanılmasına karşı çıkmışlar; Râbia el-Adeviyye, Bâyezîd-i Bistâmî, Cüneyd-i Bağdâdî, Hallâc-ı Mansur gibi sevgi temasını işleyen ilk sûfiler, aşk yerine, "hubb" kelimesi ve türevlerini kullanmayı tercih etmişlerdir. Hâris el-Muhâsibî, es-Sülemî, Ebû Tâlib el-Mekkî, Hakîm et-Tirmizî, Ebû Nasr es-Serrâc, el-Kelebâzî, Ebû Nuaym, el-Kuşeyrî, Hücvirî, Gazâlî gibi mutasavvıf yazarlar da eserlerinde aşk kelimesine ya hiç yer vermemişler veya nâdiren kullanmışlar, bunun yerine Allah sevgisi konusunu hubb ve muhabbet terimleriyle anlatmayı tercih etmişlerdir. Bunlardan Kuşeyrî'nin naklettiğine göre Allah ile kul arasındaki sevginin aşk kavramıyla ifade edilmesine karşı olan şeyhi Ebû Ali ed-Dekkâk bu görüşünü şöyle açıklamıştı Aşk aşırı sevgi, yani sevgide ölçüyü aşma anlamına gelir. Allah için böyle bir aşırılık düşünülemeyeceğinden O'nun kuluna olan sevgisine aşk denemez. Öte yandan kulun Allah'a duyduğu sevgi ne kadar güçlü olursa olsun yine de O'nu yeterince ve lâyık olduğu ölçüde sevemeyeceğinden kulun Allah sevgisi de aşk diye adlandırılamaz. Hücvirî, tasavvuf şeyhlerinin aşk konusunda farklı görüşler taşıdıklarını belirterek başlıca görüşleri şöyle açıklar “Bir zümreye göre aşk, sevgilisinden ayrı düşenin bir niteliğidir. Kul da Allah'tan ayrı kaldığına göre onun Allah sevgisine aşk demek câizdir. Buna karşılık Allah hiçbir şeyden ayrı ve uzak bulunmadığına göre O'nun sevgisi aşk kelimesiyle ifade edilemez. Başka bir görüşe göre aşk sınırı aşma demek olduğu, Allah da sınırsız varlık olduğu için O'na duyulan sevgi hiçbir şekilde aşırı olamaz; dolayısıyla aşk diye adlandırılamaz." Hücvirî, dayandıkları çeşitli gerekçeleri de sıralayarak müteahhirînin, Allah'a duyulan sevginin muhabbet terimiyle ifade edilmesi gerektiği, bunun yerine aşk kelimesini kullanmanın câiz olmadığı görüşünü benimsediklerini belirtir. Muhyiddin İbü'l-Arabî, ibâdetin aslının da sevgi olduğunu söyler. Onun içindir ki sevgisiz ibâdet makbul olmaz. Çünkü sevgi en yüce ibâdettir. Aşk makamı mâbud olma makamıdır. Bir "sevgi dini"nden de bahseden İbnü'l-Arabî, dinin de kıblesinin de sevgi olduğunu ifade etmiştir. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî, açıkça "aşk dini"nden bahsederek aşktan başka din ve mezhep tanımadığını ifade etmiştir. O yüzden Celâleddin Rûmî’nin bağlıları, Celâleddin için "aşk peyamberi" -ki, bu ifade, Mevlâna müzesinin kapısında da yazılıdır-, mezarı için de "aşk kâbesi", "âşıkların kıblegâhı" derler. İbnü'l-Arabî'den önce de başta "Sultânu'l-Âşıkîn" Âşıklar Sultanı diye meşhur olan İbnü'l-Fârız ve Ebû Saîd-i Ebu'l-Hayr olmak üzere birçok büyük mutasavvıf, peygamberlerinin ve kıblelerinin aşk olduğunu açıkça ifade etmişlerdir. Bu inanç, Yunus Emre ve Niyazi-i Mısrî gibi mutasavvıf Türk şâirleri tarafından da dile getirilmiştir. İnanç farkı gözetmeden yetmiş iki millete bir gözle bakmayı, herkesi aşk dergâhına dâvet etmeyi sağlayan mânâdaki sevgi anlayışıdır. Ahmed el-Gazâlî, Aynülkudât el-Hemedânî, Senâî, Attâr, Rûzbihân-ı Baklî, İbnü'l-Fârız ve Celâleddin-i Rûmî gibi mutasavvıflarda aşk çok ağırlıklı konudur. Hatta bunlar nazarında her şey aşktan ibârettir. Varlık hakkındaki açıklamaları tamamıyla aşka dayanır. Bunlar bir çeşit aşk metafiziği kurmuşlardır. Mutasavvıflar, baştan beri akılla Allah'a varılamayacağını, O'na ermenin ancak sevgiyle olacağını savunmuşlardır. Onlara göre; Mirac'da sözkonusu edilen Cebrâil aklı, Refref aşkı temsil eder. Cebrâil Hz. Peygamber'i bir noktaya kadar götürebilmiş, daha ileri götürmesi için onu Refref'e teslim etmişti. Demek ki Allah'a giden yolda akıl, belli bir yerde durmak zorundadır; bu noktadan itibaren insanı Allah'a götüren aşktır. Mutasavvıflar, aşk ile mânevî miraç yapılabileceğini söyler, kendilerinin böyle miraçları bulunduğunu ileri sürerek buna "mi'râc-ı aşk" adını verirler. Mecnun ve Leylâ gibi aşk hikâyelerini İlâhî aşkın değişik bir biçimi olarak gören, bu âşıkları bir bakıma örnek alan Allah âşığı mutasavvıflara göre bütün âlem, aşk esasına göre kurulduğuna ve çalıştığına göre bu esasla uyuşmayan İblis'in ve cehennem telâkkîlerinin değişik bir yorumu olması gerekir. Hallâc ile başlayan ve Ahmed el-Gazâlî, Aynülkudât el-Hemedânî, Senâî ve Attâr gibi mutasavvıflar tarafından geliştirilen bu yeni yaklaşımda İblis'in bütün hal ve hareketleri onun Allah'a olan aşkıyla izah edilmiştir. Buna göreeğer mâşuku uğrunda en büyük azaba katlanmak aşk ise, bunu en iyi şekilde İblis yapmıştır. Peşinden cebirciliği de Cebriyyeciliği, kaderin elinde oyuncak olunduğu anlayışı getiren bu aşk çerçevesinde İblis'in Allah'a âşık olduğunu iddiâ etmek, mutasavvıflar için fazla zor olmamıştır. Zaten daha önceden, Hallâc-ı Mansûr gibi nice mutasavvıflar tarafından İblis en büyük tevhid eri kabul ve ilân edilmişti. Çünkü o, Âdem'e secde etmeyi Allah'ın emrine rağmen reddetmiş, cennetten kovulma pahasına Allah'tan başkasına secde etmeyi kabullenmemişti. Yine aşk kavramının ne boyutta ele alındığını Celaleddin Rûmî’nin ölüm gecesine “Şeb-i arûs” yani “gerdek gecesi” diye ad vermesi de çağrıştırdığı çirkin anlamla değersizlendirileceği yerde, maalesef tevhidi önemsemeyen büyük kitle tarafından olumlu bir ifade olarak kabul görebilmiştir. Tasavvufta Allah aşkını herkesin anlayacağı bir tarzda anlatmak için birtakım benzetmeler yapılmış ve duyular âleminden misaller verilmiştir. Bunlardan en önemlileri kadın, pervane-mum-ateş, gül-bülbül ve bâde misalleridir. Baştan beri mutasavvıflar ya konusu kadın ve beşerî aşk olan şarkı ve gazelleri İlâhî aşka uygulamışlar veya Attâr, Abdurrahmân-ı Câmî ve Mevlânâ'da olduğu gibi İlâhî aşkı doğrudan beşerî aşk şeklinde tasvir etmişlerdir. Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn'u bunun en meşhur örneklerinden biridir. Bu sebeple konusu Allah aşkı olan gazel, kaside ve mesnevîlerde dilberlerin yüz, göz, kaş, yanak, zülüf, gamze, boş, işve ve cilve gibi hoşa giden yanları, hal ve hareketleri sembolik ve mecâzî anlatım unsurları olarak bol bol kullanılmıştır. Gül ve bülbül de mutasavvıfların en çok kullandığı misallerden biridir. Bülbül âşık, gül mâşuktur. Güldeki diken aştaki ıstırabı, bülbülün yanık nağmeleri âşığın feryat ve figânıdır. Pervane ve mum misali de önemlidir. Mum ışığına âşık olan pervane bunun etrafında durmadan döner, en sonunda kendisini ateşe atar, yanar ve böylece ateşte fâni olur. Âşık da aşk ateşinde pervane gibi yanar ve sevglisi uğrunda kendini fedâ ederek fenâ mertebesine ulaşır. İnsanı kendinden geçiren ve aklı baştan alan özelliğiyle şarap mey, bâde da aşk bahçesinde mutasavvıflar tarafından çok kullanılmış, kadeh, sâkî ve meyhane gibi şarapla ilgili kelimelere geniş yer verilmiştir. Mutasavvıflar, İlâhî aşkla ilgili duygu ve düşüncelerini daha çok teşbih ve temsillerle anlattıklarından tasavvuf edebiyatı bir mecazlar ve rumuzlar edebiyatı haline gelmiştir. Bazı hallerde bir manzûmenin İlâhî aşka mı, yoksa beşerî aşka mı dâir olduğunu anlamak çok zordur. Aşk Güzel Bir Duygu mudur? Ebu'l-Ferec İbnü'l-Cevzî, İbn Teymiyye ve İbn Kayyim gibi âlimler, bir taraftan mutasavvıfların bu konudaki görüşlerini ciddî şekilde tahlil ve tenkit etmişler, diğer taraftan konu ile ilgili kendi görüşlerini geniş olarak ortaya koymuşlardır. Genellikle onlar kelime ve kavram olarak "aşk"ı reddeder, yerine "muhabbet"i koyarlar. Onlara göre aşk, şer'an da aklen de kötü, muhabbet ise hem din hem akıl yönünden faydalı ve güzel bir duygudur. İbnü'l-Cevzî, İbn Teymiyye ve İbn Kayyim'e göre aşk insanı insan yapan aklı, fikri ve muhâkemeyi yok eder. Çünkü aşk bir çeşit cinnet halidir. Bu sebeple aşk yolunu tutan mutasavvıflar çoğunlukla akıl ve mantığa meydan okumuşlar, düşüncenin ürünü olan ilmi hiçe saymışlardır. Düşünce haliyle aşk hali birbirine zıttır. Düşünce yok olduğu nisbette aşk hâkim olur. Onun için şuur ve idrâk halini yok eden aşk bir fazilet olamaz. Aklın duyguya hâkim olmasına fazîlet, duygunun akla hâkim olmasına rezîlet denir. Şuuru yok eden ve hissî bir hal olan aşk bu bakımdan makbul bir şey değildir. Gerek irâdelerine hâkim olamayıp arzuların esiri olmaları bakımından, gerekse şuur ve idrâk halini kaybetmeleri bakımından âşıklar hayvanların seviyesine, hatta daha da aşağılara düşerler. Aşk bir ifrat halidir. Halbuki fazîlet ifratla tefrit arasında bulunan itidâl halidir. Şu halde aşk bir fazilet değildir. Aşk ölçüsüzlüktür, âşık da dengesizdir. Ölçüsüzlük ve dengesizlik hiçbir zaman iyi bir şey değildir. Tasavvufî aşkın karşısında olan âlimler aşkı elem, ıstırap, uykusuzluk, iştahsızlık gibi patolojik tezâhürlerle kendini belli eden, cinnet ve intihara kadar götüren rûhî ve bedenî hastalıklara yol açtığını dikkate alarak selim fıtrata da aykırı bulmuşlardır. İbnü'l-Cevzî aşk yüzünden intihar eden veya cinâyet işleyen kimseler bulunduğunu belirterek çeşitli isimler sayar ve örnekler verir. Telbîsu İblîs'te mutasavvıfların aşk anlayışını tenkit eden İbnü'l-Cevzî'ye göre muhabbet, iyi bir duygu olmakla birlikte, onun aşırı şekli olan aşk kötüdür. Zira aşk insanın gözünü kör, kulağını sağır eder. Bu sebeple aşkla başlayan ve gerçekleri görmeme esasına dayanan birleşme ve beraberlikler ayrılık ve hüsranla nitecelenir. Aşkı uğurunda katil olanlar, intihar edenler bulunduğu gibi, bu yolda din değiştirenler de az değildir. Aşkı, "nefsin kendisine zarar veren şeyi sevmesidir" diye tarif eden İbn Teymiyye'ye göre aşk, rûhî ve kalbî bir hastalıktır. Beden üzerindeki tesiri arttıkça cismânî bir hastalığa da dönüşebilir. Kendini aşka kaptıran hüsrâna uğrar. Aşk bir irâde bozukluğu ve hastalığıdır. Aşkı, mâşuku tasavvur etmekten hâsıl olan mahayyile bozukluğu olarak görenler de vardır. Aşk bir kemal hali olmadığı için Allah'ın vasfı değildir. Allah âşıktır veya mâşuktur denemez. Bu durumda kulun Allah sevgisi ancak muhabbet diye adlandırılabilir. İbn Teymiyye sûrî aşka beşerî aşka da şiddetle karşı çıkmıştır. Zira aşk, önce kişinin dinini ve nâmusunu, sonra aklını ve sıhhatini tahrip eder. Ona göre kalp Allah'ı sevmek için yaratıldığından O'ndan başkasını kayıtsız şartsız olarak sevemez. Allah'ı ihlâsla sevdiği için Hz. Yûsuf Züleyhâ'ya âşık olmamıştı. Züleyha müşrik olduğu için Hz. Yusuf'a âşık olmuştu. Aşkın yegâne sebebi tevhid ve imandaki eksikliktir. Allah'tan korkmak ve O'na gönül vermek, O'ndan başkasına gönül vermeye engeldir. Sevginin önem ve gereğine işaret eden İbn Kayyim, aşk konusunda İbn Teymiyye'yi tâkip eder. Ona göre konusu şekil ve sûret olan olan sûrî beşerî aşk, büyük bir belâ, korkunç bir âfettir, kalbi tahrip eder. Ruhu Allah'tan başkasının kulu ve kölesi haline getirir, esârete düşürür. Bunun için âşık mâşukuna "kulun kölen olayım, kurbanın olayım" diye hitap eder. Böylelikle aşkını ve mâşukunu ilâhlaştırarak ona tapar. Bir şeyi taparcasına sevmek, kişiyi o şeye bağımlı kılar, hürriyetini elinden alır. Sadece Allah'ın kulu olan ve yalnız O'nun huzurunda boyun eğen bir kimseyi kendisi gibi bir insanın kölesi haline getiren ve kayıtsız şartsız onun irâdesinin ve hâkimiyetinin altına sokan aşkın hiçbir faydası yoktur. Allah Teâlâ, "Hevâsını aşkını ilâhlaştıran kişiyi görmedin mi?" diyerek aşkın sapıklık olduğuna işaret etmiştir. Ona göre, "Mü'minler Allah'ı şiddetle severler." meâlindeki âyet, "mü'minler, Allah'ı müşriklerin putları sevdiklerinden çok daha fazla severler" mânâsına gelir. Müşriklerin putları sevmeleri sahte, mü'minlerin Allah'ı sevemeleri samimi ve hakiki bir sevgidir. Âyette bu husus belirtilmiş olup bunun aşkla bir bir ilgisi yoktur. Ebû Ya'lâ el-Mevsılî, Ebu'l-Hüseyin en-Nûrî'nin, "Ben Allah'a âşığım, O da bana" sözü hakkında, "Bu, Hulûliye'nin sözüdür" demişti. İbn Kayyim de Nûrî'ye şiddetle hücum ederek aşk kelimesinin sadece cinsî sevgi ile ilgili hususlar için kullanıldığını, ayrıca Allah'ın sıfatlarının nakle dayandığımı ve tevkıfî olduğunu belirtmiştir. Buna göre, "O sever" denilebilir ama "âşık olur" denilemez. Übnü'l-Cevzî, Gazâlî'nin, "İlâhîler Allah'a âşık olanın aşkını pekiştirir" sözüne temas ederek, "Bu çirkin bir sözdür. 'Allah'a âşık oldum' demek, vehim ve vesveseden başka bir şey değildir" demiştir. Büyük müfessir Zemahşerî, İlâhî aşktan bahseden mutasavvıfları insanların en câhili, ilmin ve âlimlerin azılı düşmanı, şeriat yolunun en menfur ve en rezil kişileri olarak tavsif eder. Ona göre aşk ve muhabbeti kendi dinleri olarak ilân eden mutasavvıflar, vaaz meclislerinde ve raks meydanlarında "şâhid" adını verdikleri oğlanlar hakkında söylenen birtakım şarkılar okunursa vecde gelmiş gibi kendilerinden geçerek nâralar atarlar. Zemahşerî bunlara, "Allah, meclislerini ve raksettikleri yerleri târumar ederek virâneye çevirsin!" diye bedduâ eder. Hem İlâhî, hem de mecâzî anlamda aşk, edebiyatın ana temalarından birini oluşturmuş, bu kavram etrafında geniş bir aşk edebiyatı meydana gelmiştir. Edebiyatta ve tasavvufta "aşk", bazen her iki anlamda ve birbirine karıştırılarak sunulmuş, İslâm'ın en temel konusu olan "tevhid" hassâsiyetiyle ilgili zihinlerin ve gönüllerin bulandırılmasına sebep olmuştur. İslâm'ın çok kesin olarak yasakladığı ve büyük günahlardan saydığı içki, mubah gibi de değil, bir fazîlet unsuru olarak sunulmuş ve İlâhî aşk anlamında kullanılmıştır. Tasavvufî kitaplarda, tasavvufî şiirlerde "şarap", "bâde", "mey", "meyhane", "sâkî" gibi kelimeler İlâhî aşkı anlatmak için kullanılan en güzel kelimeler olarak değerlendirilmiştir. "Aşk" ve "âşık olmak" denilince, insan zihninde tümüyle dünyevî ve nefsî/hevâî özellikler çağrıştığı halde, bunu yaratıklara hiçbir yönüyle benzemeyen Allah için hiç tereddüt etmeden kullanabilmişlerdir. Sonra, bu edebiyatın adına da İslâm edebiyatı diyebilmişlerdir. Süleyman Çelebi, “Mevlid” diye bilinip ibâdet kasdıyla ve kutsal kitap gibi okunan Vesiletü'n Necat adlı kitabında, Cenâb-ı Hakk'ın Hz. Peygamber'e; "Ben sana âşık olmuşam ey Nebî" şeklindeki ifadesi, Divan edebiyatına tasavvufun bu tür etkilerinden biri olarak değerlendirilir. Samed olan Allah'ın bir kuluna âşık olmasını düşünmek, bunu dillendirmek İslâm'ın Allah ve tevhid inancıyla nasıl ve ne kadar bağdaşır? Bir kadının yanağından, dudağından, saçından, belinden... bahsedeceksiniz, sonra bunların Allah aşkını ifade eden mazmumlar, mecâzî ifadeler olduğunu kabul edeceksiniz. Peygamber ve ashâbı Allah sevgisini bu şekilde mi dile getiriyorlardı? Böyle dile getirenleri duymuş olsalardı ne yaparlardı? Allah sevgisini belirtmek için lügatlarda şaraptan, kadın yanağı ve dudağından başka kelime mi kalmadı? Bunun faydası, gereği nedir, zararı ve sakıncası nedir? Ve "atalarımız ne yaptıysa, bir hikmeti vardır, biz de o yoldan yürümeliyiz, en azından bunları eleştirmemeli, yaptıklarına İslâmî sıfatı yakıştırmalıyız" mı denilmelidir? "O şeytan size ancak kötülüğü, çirkini ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Onlara müşriklere 'Allah'ın indirdiğine uyun' denildiği zaman onlar, 'Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız' dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?" AHMED KALKAN

sevgi allah melek aşk gibi isimlerin türüdür